ordu-logo
Son Dakika
21 Ocak 2017 Cumartesi
15 Ekim 2015 Perşembe, 12:09
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

ÖLÜMLER OLMASA…

Hani derler ya hayat bir film şeridi gibi sahne sahne, bölüm bölüm oynansa… Bütün hayat sahneler gibi durdurulabilse hatta yeniden oynatılabilse, geriye ileriye sarılsa, bazen sabitlense sahneler…

Bazen kelimelerin yetmediği yalnızlıklara gebe, bazen kelimelere ihtiyaç duyulmayacak mutluluklara açık yaşansa. Bir kapı aralığından bakar gibi bakılabilse yaşama ya da sık ormanlıklar arasında kaybolsa varlığı insanın. Gece gözlerini örtse güzel insanların üzerine, kuluçkadan çıkmış civciv misali annenin kanatların altında saklanılsa güvenle, güneşin sertliğine aldırmadan güneşe ulaşmak için çırpınsa kanatlar yanmak pahasına, elle tutulmayan gözle görülmeyen ama dilimizden düşmeyen duygular beyinlerde zincirlenmese…

Bir bebek saflığında yaşansa dünya, bir bebek kokusuyla açsa tüm çiçekler, bir bebek gülüşüyle doğsa güneş, bir bebek kardeşliğiyle yaşansa duygular. Ömürlerinin içinde “Ancak… Ama…” gibi yakınmalar olmasa… Hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yaşanamamış kalmasa… Sonbahar geldiğinde düşmese yapraklar, son bulmasa hayat, rüzgârlar sanki bu anı bekliyormuş gibi zevk almasa yaprakları sürüklemekten. Güneş öylesine ısıtsa ki kör, ısınmaya direnen yürekleri… Hüzünler ve soğuk kış günleri bile üşütmese yürekleri. Rüzgârların eşliğinde duyulmasa hayatın küs ıslıkları, içimize günün aydınlık yüzüyle birlikte denizin kimseye değmemiş kokusu sinse.

Anlatılmamış, anlatılamamış yaşantılar kalmasa, kendini anlatamamanın acısını duymasa insan. Sahte gülüşlerin arkasında yeşile bürünmüş ilkbahar gülüşleri gelse. Güvenle karşılıksız yaşansa sevgiler, mutluluklar… Her zaman yeşerse güz günlerinde yürekler, ömürler sevgi çınarları gibi dallanıp budaklansa, kökler salsa hayata! Bir sonbahar yaprağında yazılı olsa da yaşam, bir ilkbaharda doğsa yeniden! Tomurcuklanmaya sevdalı olsa insanlar, bahara ulaşmanın güzelliğiyle yaşansa, Umutları, yağmurun peşinden akan dingin derin ırmaklar gibi gürül gürül aksa. Bütün yalnızlıkları gömülse, güneşin sert ve ulaşılmaz yüzünde bütün umutsuzluklar yakılsa; bütün karanfiller, güller açsa tek renge inat gökkuşağı gibi olsa dünya. Gecenin dayanılmaz sessizliğinde yağmurlarla temizlense dünya. Zifiri karanlıkların üzerine gidilse elvedaları; özlemleri, adı konamayan uzak dalgın bakışlar yok edilse. Uzayın boşluklarında hıçkırıklar, ayrılıklar, hüzünler, adsız tüm acılar kahkahalara dönüşse. Denizler, dalgalar koşturulsa, dalgaların bıkıp usanmadan kumsala ulaşmalarını örnek alsa insan, birkaç saniyeliğine kavuşmak için, mutluluklar için. Yokluk, yoksulluk, savaşları yok edilse; yeniden yaşanmamacasına pişmanlıkları yok edilse, inadına inadına üstüne gidilse hayatın. Yoruldum demeden, umudum tükendi demeden, akıntıya kürek çekme misali yaşansa, yaşatılsa.

İnsan gittiği yere yüreğiyle gitse. Bir kelebek misali bir güne sığsa bile yaşam.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir