ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
27 Kasım 2015 Cuma, 11:11
MİTHAT BAŞ
MİTHAT BAŞ mithatbas@hotmail.com Tüm Yazılar

ORDU ADI NASIL VERİLDİ?

 

Ordu İli’nin adının nasıl verildiği, Osmanlı Tahrir Defterlerinin günümüz Türkçesine çevrilmesiyle açıklığa kavuşmuş ve bu konuda ileri sürülen diğer görüşler büyük oranda çökmüştür.

Ordu, Türkçe bir kelimedir. Sözlük anlamı, bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü veya bu kuvvetlerin bir bölümüdür. Amaç ve nitelikleri yönünden benzer insan topluluklarına ve çok sayıda kalabalığa da bazen ordu denildiği olur.

Ordu, Osmanlı arşivlerindeki belgelere göre Türkler tarafından kurulmuş bir yerleşkedir. İlk çağ ve Orta çağda bugünkü Ordu’nun kurulduğu yerde aynı adla anılan antik bir kalıntı yoktur. Günümüzde Ordu yakınlarında Bozukkale olarak adlandırılan antik “Kotyora”nın Ordu ile hiçbir tarihi bağlantısı bulunmamaktadır.

Ordu yerleşkesi, yöreyi Türkleştiren Hacı Emiroğulları tarafından kurulmuştur. Hacı Emiroğulları Beyliği’nin en parlak dönemi Süleyman Bey zamanıdır. Beyliğin kurucusu Bayram Bey, onun oğlu Hacı Emir Bey ve Emir Bey’in oğlu Süleyman Beydir. Süleyman Bey, babası ve dedesinin yaklaşık yüz yıldan fazla mücadeleleri sonucu geniş bir araziye sahip olan beylik sınırlarını daha da genişletmiştir. Batıda Tacettinoğulları Beyliği’nin büyük kısmını kendi beyliğine bağlayan Süleyman Bey, sonra da Mesudiye yöresinde yoğunlaşmış bulunan Türkmen oymaklarını sahillere yerleştirmek için bölükler oluşturmuştur. Bu bölüklerin her birine kendi komutanlarını atamış ve Giresun’un batı ve doğu kısımlarını tamamen beylik sınırları içine aldıktan sonra Türkmenlerin buralara iskânını sağlamıştır.

Bölgenin tamamen fethinden sonra sıra beylik topraklarının ortasında kalan Giresun’un fethine gelmişti. Süleyman Bey, daha önceleri beyliğin kuruluş merkezi olan Milas Kalesi ve çevresine yerleşen ailesini en azından “kışlak” olarak günümüzdeki Ordu’nun 4 km güneydoğusunda bulunan “Eskipazar”a yerleştirdi. (1396) Bu yerleşkeye “Nefs-i Alevi bi-ism-i Ordu” adı verildi. Karargâhını da buraya kurdu. Günlerce bu karargâha asker toplandı. Nihayet 1396 yılında beylik topraklarından Ordu’da toplanan ve sayıları on iki bine ulaşan ordunun oluşmasıyla Giresun’un fethi için sahilden yola çıkıldı. Şiddetli çatışmalar sonucunda Süleyman Bey 1397 ilkbaharında Giresun’u da fethederek Türkmenlerin iskânına açtı.

Bilindiği gibi Türkmen beylerinin ikamet merkezilerine “Ordu” denildiği çok sık rastlanan bir olaydır. Örneğin Tacettinoğulları Beyliği’nin merkezi Niksar iken, kışlak olarak kullandığı bugünkü Çarşamba’ya bağlı Ordu Köyü de aynı Türkmen geleneğinden gelen bir adlandırmaya sahiptir.

Benzer bir Ordu Köyü de 15. yüzyıldaki Canik Sancağı’nın en doğusunda yer alan “Satılmış-ı Mezid Bey” Nahiyesi’ndeydi. Satılmış-ı Mezid Bey, bu sancağın önemli idari birimlerinden birisiydi ve bu birime yaklaşık 90 köy bağlıydı. Günümüzde yörenin merkezi olan Fatsa, o yıllarda bazı ticari ve sınai faaliyetlere sahne olan önemli bir köy durumundaydı. Yöredeki yerleşme yerlerinden Ordu ve Bolaman “nefs” olarak zikrolunmuşsa da, her ikisi de şehirlere has özelliklere sahip olmaktan uzaktılar. Ordu’nun önemi (Günümüzde Fatsa’da Eskordu/Eski Ordu olarak anılan köy), muhtemelen bu kırsal nahiyenin merkezi –ki “nefs” olarak anılması da bununla ilgili olmalı- ve yörede subaşılık yapan Mezid Bey’in kardeşi Beyazıd Bey’in ve yakınlarının 15. ve 16 yüzyıllarda yaşadığı yer olmasından gelmekteydi.

Yukarıda da belirtildiği gibi, Süleyman Bey’in karargâh kurduğu ve Giresun’u fethetmek için asker topladığı günümüzdeki Eskipazar mevkii, 1396 tarihinden itibaren çevredeki halk arasında ve Tahrir Defteri kayıtlarında “Ordu” olarak adlandırıldı.

Ordu Yöresi tarihine ait en önemli belgeler Tahrir Defterleri, Avârız Defterleri, Osmanlı Vilayet Salnameleri ve resmi dairelerin yazışmalarıdır. Dolayısıyla Ordu adının bu belgelerde hangi anlamlarda kullanıldığı önemlidir.

Bayramlı Coğrafi Bir Addır; yakın zamanlara kadar “Bayramlu” adı, bir yerleşke olarak adlandırılmakta idi. Osmanlı arşivlerinin günümüz Türkçesine çevrilmesinden sonra anlaşıldı ki “Bayramlu” bir yerleşim adı değil, zaman içinde küçük değişiklikler göstererek kullanılan bir coğrafi addır. Batıda Bolaman Irmağı ile doğuda günümüzdeki Piraziz ve Bulancak ilçelerini de içine alan Giresun’un batısı, güneyde Kelkit Irmağı ve kuzeyde Karadeniz arasındaki bu bölge, Osmanlı tarihi boyunca “Vilayet-i Bayramlu” olarak adlandırılmıştır.

Yöreye ait en eski yazılı belge, 1455 Tarihli Osmanlı Tahrir Defteri’dir. Bu defterde “Ordu” adı, “Vilayet-i Bayramlu me’a İskefsir ve Milas” diye adlandırılan idari birim içindeki bölüklerden birisidir. “Bölük-i Niyabet-i Ordu bi-ism-i Alevi” olan idari birimde yönetim merkezi “Nefs-i Ordu bi-ism-i Alevi”dir. Burada Ordu adı, yöredeki en kalabalık yerleşkenin adıdır.

Aynı isimler, niyabet, nahiye ve kaza şeklinde sıfatlandırılarak 1485, 1520, 1547 ve 1613 Tarihli Tahrir Defterlerinde de kullanılmaya devam edilmiştir.

1613 yılında Kaza-i Bayramlu adı yine devam etmektedir. Yönetim merkezi de “Ordu-yı Bayramlu”” olarak adlandırılmaktadır.

  1. yüzyıl başından itibaren Osmanlı kayıtlarında “Avarız Defterleri” dönemi başlamıştır.

1642-43 tarihinde düzenlenen Avârız Defterlerinde bölgenin adı “Ordu-yı Bayramlu” olarak adlandırılmakta ve Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlı olduğu belirtilmektedir. Bu tarihlerde Karahisar-ı Şarki Sancağı da Arz-ı Rum/Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlıdır.

  1. yüzyılın ilk yarısında görülen büyük nüfus krizi, Ordu yöresini olumsuz yönde etkilemiş, nüfusun % 40’ a yakını yok olmuştur. Köylerdeki hane sayıları özellikle sahil kesimlerinde azalmış, bazı köyler tamamen kaybolmuştur. Bölgenin yaklaşık 200 yıldan fazla merkezi olan “Nefs-i Ordu bi-ism-i Alevi” de, bu dönemde yok olan yerleşkelerden birisidir.

“Büyük Kaçgun Dönemi” olarak adlandırılan 17. yüzyılın ilk çeyreğinde “Nefs-i Ordu bi-ism-i Alevi” yerleşkesinin yok olması, Celalî İsyanları sonucu meydana gelen nüfus kriziyle ilişkili olmalıdır. Önceki yüzyıllarda olduğu gibi Celalî İsyanları sırasında da Osmanlı topraklarındaki Aleviler, Osmanlı merkez yönetimine muhalif olmuşlardır. Bu nedenle de Osmanlı Devleti tarafından yüzlerce yıl sürekli baskıya maruz kalmışlar, kimisi doğuya göç ederken, kimi Alevi Türkmenler de “kuş uçmaz kervan geçmez” diye nitelenebilecek sarp coğrafyalara sığınmışlar ve oralarda köyler kurmuşlardır. Alevi Türkmenlere bu baskılar, sadece devlet tarafından değil, adına suhte isyanları da denilen ve Celali isyanlarıyla yaklaşık aynı yıllarda meydana gelen medreseli softalar tarafından da yapılmıştır.

Aynı tarihlerde Karadeniz kıyılarındaki Kazak baskınları ve yağmaları ile salgın hastalıklar da nüfus krizini tetikleyici faktörlerdir.

Yüzyıllardır bir idari birimin merkezi olan “Nefs-i Ordu bi ism-i Alevi”nin bu isyanlar sırasında yok olmasını başka izahlarda aramak pek inandırıcı olmayacaktır.

Ordu yöresinde nüfus azalması o düzeylere gelmiştir ki yüzyıllardır “Cuma camisi” olarak hizmet veren “Hacı Emir der Ordu Camii” harap olmaya yüz tutmuş, ancak devlet “iki yüzyıldan beri hizmet veren ve padişah hazretlerine dua edilen” bu caminin bakım ve onarımı için ferman çıkarmak durumunda kalmıştır. “Nefs-i Ordu” yerleşkesi yok olurken günümüzdeki Çelebioğlu Boğazı civarında “Karakarlı/Karakavlı Köyü” oluşmuş, caminin bakım ve onarımı da 1642 yılında Bucak Köyü ile birlikte bu köye verilmiştir.

1642-43 yıllarında düzenlenen Avârız Defterlerine göre Canik-i Bayram’da bulunan “Nahiye-i Bayramlu bi-ism-i Ordu” idari birimi ile, “Nahiye-i Bucak” idari birimi birleştirilmiş ve merkezi Bucak olan “Ordu-yı Bayramlu Kazası” oluşturulmuştur. Bayramlu Kazası’na da o tarihlerde Bucak, Fermüde, İhtiyar, Oskara/Oskaran (Alibeğce) ve Şayib nahiyeleri bağlanmıştır.

Aynı tarihte yapılan mülki düzenlemeyle Milas (Mesudiye), Akköy (Bulancak), Ebulhayr (Gülyalı), Ulubeğ, Yakupbeğderbendi (Perşembe), Bolaman, Çamaş, Aybasdı, Habsamana (Gölköy) ve İskefsir (Reşadiye) bağımsız kazaya dönüştürülmüşlerdir.

Ordu adına daha sonraki yüzyıllardaki belgelerde de rastlanmaktadır. 1725 tarihli bir fermanda ‘Ordu Kadısına…’ diye emir verilmektedir. Yine 1744 tarihli bir başka fermanda ‘Ordu Bayramlu Kazası kadısına…’ bazı hususlarda gerekli tedbirlerin alınması emredilmektedir.

1869 yılında Bucak kasabasında Belediye Teşkilatı’nın kurulmasını müteakip, Kaymakam İbrahim Bey’in başkanlığında toplanan “Kaza İdare Meclisi” o tarihe kadar “Bucak” adını taşıyan şehre, halk arasında yaygın olarak kullanılan “ORDU” adının verilmesini kararlaştırdı.

Bu suretle 1870 mali yılı başından itibaren, bütün resmi belgelerde Ordu adı kullanılmaya başlandı. Kaza merkezi olan şehir de, “Ordu” adıyla mülki idarede yerini almış oldu.

Ordu adı, 17. yüzyıl başlarından sonra ilk defa bir kasaba adı olarak kullanılmaya başlanmıştı. Bucak, Ordu’nun bir mahallesi olarak kaldı. 14. ve 15. yüzyıldaki “Nefs-i Ordu bi ism-i Alevi” yerleşkesi, yaklaşık 250 yıl sonra 4 km kadar yer değiştirerek denize yaklaştı ve tekrar bir yerleşkenin adı oldu.

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort