ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
10 Şubat 2016 Çarşamba, 12:32
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

ORDU DEVLET HASTANESİ

Annem 80’li yaşların üstünde yaşlı bir kadın. Birçok sağlık sıkıntısını peş peşe yaşıyor. Yaşlılarda özellikle de yaşlı kadınlarda en sık yaşanan şey oldu. Evin içinde düştü. Kalçasında kırık var. Buraya kadar sıkıntı yok. Yaşanması en doğal süreç. Çok uzun sürelerdir yaşlılarla (anne-baba) yaşadığım ve süreci bildiğim için bu durumda yaşanması en muhtemel sonuçlardan biriydi. Ne kadar kollarsanız, ne kadar üstüne düşerseniz önleyemeyeceğiniz olacaksa gözünüzün önünde de olan bir durum.

Mesele düştükten veya hasta olduktan sonra ki durumda. İlk şoku atlatınca 112 yi aradım. Çok nazik ve anlayışlı bir ses tonuyla bize ulaşabilecek ambulansın yerini söyleyerek tahminen 20 dakikaya kadar sonra hastaya ulaşabileceğini, ambulanstaki görevlilerin bizi rahat bulması için görülebilecek bir yere çıkmamızı söyledi. Ambulanstaki görevli ve bir kadın doktor ilk müdahaleyi yaparak hastayı ambulansa naklettiler. Sedyenin ucundan doktor hanım da tuttu. Hastanede yine aynı güzellikler, filmler, uzman doktorlar, ortak karar verme aşamasında görüşmeler yapıldı. Konusu sağlık çalışanları ve doktorlar olan bir film mi izliyoruz diye düşünmedim değil. Acilde görevli yine Kadın doktorun oradaki tüm hasta yakınlarına bıkmadan usanmadan, sorunu yapılacakları anlatması ise daha da güzel ve anlatılmaz bir duyguydu. Kadınların böylesine ulvi bir görevde ve her alanda sorumluluk almalarını izlemekten ise daha büyük bir gurur duydum. Yapılabilecekler neyse yapıldı. Gerçekten en alta görev yapan sağlık çalışanından en üst kademede görev yapan sağlık çalışanına kadar olumlu örnek olay gösterimi gibiydi. Görevliler nazik anlatıyorlar sinirlenmiyorlar, ikna etmek için çabalıyorlar. Doktorlar günde en az 4 kez hastalarını ziyaret ediyor. Takip ediyor.

Ve nihayet taburcu olacağımız gün. Annemde kalça kırığı var ve gideceğiz. Nasıl götüreceğiz. Biraz utana sıkıla hastayı kendi arabamla götürsem mevcut durumuna zarar verip vermeyeceğini soruyordum ki. Görevli hemşire ve doktor  “Hayır bu gibi hastalarımız için hasta nakil aracımız var”  dedi. Nasıl yani? Annemi evden aldıkları gibi bir de eve mi götürecekler? Sağlık durumuna uygun bir şekilde nakil olacak. “Evet, bu şekilde siz götüremezsiniz” Aman tanrım eskiden Almancıları dinlerdik. Hastane ararmış da bugün iğnen vardı gelmedin, dermiş filan… Neyse bir rapor düzenlendi. Başhekim imzaladı. Bekleme, uzat kâğıdı bakayım neydi? Çok mu acil? Siz götürseniz? Filan hiçbir şey yok. Sadece “Geçmiş olsun” dendi. Teşekkür ettim. Sonrasında yine çok iyi niyetli ve yardım etmeyi görevi haline getirmiş sekreter hanım o imzalanan kâğıdı 112’ye faks çekti. Hasta nakil aracı annemi eve kadar getirdi. Görevliler ve bizlerin yardımıyla yatağına yatırdık. Hasta olmak bir şey değil. Hepimiz hasta olacağız ve bir gün bir şekilde göçüp gideceğiz. Mesele kırmadan, dökmeden, güler yüzle incitmeden bir birimize yardım etmek.
Ben dokuz yıl da felçli babamla yaşadım. Kendisini hastaneye götürmek için bir sünger yatağın dört kenarına tutma yerleri diktirmiştim. Bir de sadece babamı rahat götürüp getireyim diye bir kartal taksi almıştım. Arka koltuğunu yatırıyor, dört kişi kendimiz hastayı arabanın içine yerleştiriyorduk. Benim yine kendi çabamla düzenlediğim bir çözüm yolu vardı. Arabaların içinde tıkılmış iki büklüm bir şekilde hastanelere getirilen hastaları da görüyorduk. Belki de birçoğu olumsuz nakil yüzünden zarar görüyorlardı. En ücra köylüsünden, denizin içinde yaşayanına kadar sağlık hizmetlerinden yararlanıyor. Hastane tertemiz. Pırıl pırıl.

Tabi ki olmasını istediğimiz ama olmayan eksiklikler var. Olacaktır da. Mesela Ordu Devlet Hastanesi gibi iki hastane daha gerek gelişen ve büyüyen Ordu’ya. Mesela bundan sonra yapılan hastaneler tekli oda sistemine göre yapılsın. Gerçekten insanın canının en aciz olduğu zamanları bir başkasıyla paylaşmaktan kötüsü yok. Mesela şu ziyaretçi kültürümüz bir ayara getirilsin. Çoluk çocuk hastaneye doluşmanın bir anlamı yok. Mesela, “Hasta yakını” diye bağırılmasın. Hastanın yakını, ya da yanında birisi olmayabilir. Çağ oraya doğru gidiyor. Tuvaletler daha temiz olabilir. (Bu söylediğimin tuvalet kullanma kültürü ile direk bağlantısını kurmak mümkün) Asansörler binanın yapılışı aşamasında yetersiz bırakılmış. Merdivenden çıkıp inebilecekler bile asansör önlerinde bekliyorlar.

Başta hastane yönetimi olmak üzere tüm doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık çalışanları “İyi ki varsınız.” Hastaların ve hasta yakınlarının, özellikle kendisini bir şey sanan tiplerin bazen seviye ve üslup anlamında sizleri zorladıklarını gördüm. Sanırım bir zaman aşaması, bir kültür meselesi inanıyorum ki zamanla bunları da aşarız.

Ordu Devlet Hastanesi gerçek anlamda bölgede bir marka olma yolunda yönetimi, doktorları ve tüm sağlık çalışanları ile yoluna devam etmekte. Hepinize teşekkürler.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort