ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
04 Kasım 2015 Çarşamba, 14:54
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

ÖZETLE

Benim ülkemde ekip çalışmasının hiçbir önemi yoktur. Her yerde ön plana çıkmış isimler vardır. Bu isimler varsa yanındaki ekip kimdir, nedir kimse bakmaz. Bu halk “lider” ister. Lidere güvenir, hesabı-sevabı ona keser.
Lider olmak zor iştir. Lider olduğunuz kitle de çok önemlidir. Mesela “Yanmayan Kefen” satan bir lider ve bu kefeni alacak binlerce seçmenin varlığını görürsünüz. Bu bir lider portresidir. Diğer bir kitlede farklı bir durum, diğer bir kitlede daha farklı bir durum görebilirsiniz. Bilinçli kitleler “liderlerine” biat etmezler. Yanlışı gördükleri anda en büyük cezayı kendileri rakibe gerek kalmadan keserler. Lider hata yapma lüksü olmayan adamdır. Rakibini tek ayaküstünde yakaladığı ve tüm desteğin kendi arkasında olduğu bir dönemde kapıları kapatamaz. Kapatırsa bedelini kendisi ile birlikte kendisine inanan ve yıllardır dışlanmışlık yaşayan ama bu dışlanmaya ötekileştirmeye ne kadar dayanacağı belli olmayan kitlesi yaşar.
Lidere göre hava hoştur. Bırakır gider, villasında at bakar, ördek yüzdürür, anılarını yazar. Balık hafızası bir süre sonra “unutur”. TV’ler bir bilen olarak röportaj yaparlar. Ölünce badem gözlü olur. Mezarı sulanır. Çiçekler bırakılır. Hatta bir yüz yıla kalmadan mezarına çaput bile bağlanır. Ona inanan halk ne olur? Sürekli tedirginlik yaşar, öteki olmanın zorluğunu çalıştığı her an hisseder, sürekli defans yapıp hücuma çıkamamasının bedelini öder, güçlüden yana olmadığı için ailesinde sebep olduğu, bedelini çocuklarının ödediği olumsuzlukları düşünür. Bir taraf olmadığı için bertaraf olma gibi bir tehlikeyi hep kendi ensesinde ve ailesinin ensesinde hisseder. Bir başka lidere ise bir liderin hatası “Yürü ya kulum!” yolunu açmıştır.
Lider olmak fiziki görüntü, ses, konuşma, duruş, espri, gülme, iletişim ister. Hele de sistemin içinde halkla kopuk bir örgüt yapın varsa… Kumpaslar, guruplar oluşmuşsa, bu guruplar lidersizlikten husumet guruplarına dönüşmüşse… Fark eden bir şey olmadığını hissetti halk. Acemi nalbant hikâyesini hatırladı. Düzen değişir, düzülen değişmez sözü hatırlatıldı binlerce kez kendisine. Özellikle dar çevrelerde siyasetin bir iş, bir aş, nemalanma unsuru olduğunu yakın çevresinden izledi. Yani “halk” için mücadele edecek bir durum yoktu. Mehmet gidecek, Hüseyin gelecekti. Sadece gücün el değiştireceği bir sınav gibi geldi onlara bu seçim. İnek, koyun, keçi, seçime giderken beynini de al gibi sataşmalar benzetmeler yapıldıkça “hepimiz koyunuz” sıklaşması yaşandı ve konuşmalarda “Ben de koyunlardanım.” esprisi yer almaya başladı. Yani her iki kişiden biri koyun veya oy kullanırken beynini yanına almıyor. Eleştirilere kırgınlıklara, küskünlüklere göre 7 Haziran’da uyanan halk, 1 Kasım’da tekrar taflan yaprağı yemeye başladı. Öncesinde beyni yanında yoktu. Sonra yanına aldı. Sonra tekrar beynini evde unuttu gibi bir yaklaşım. Benim gibi düşünürsen beynin yanında, benim gibi düşünmezsen taflan yaprağı yemeye.
Bundan önce de birçok kez söyledim. Demokrasi çok acayip bir rejim. 2+2’nin 4 etmediği bir sistem. Eğitimin üst düzeyde gerçekleşmesi gerek. Eğitim diploma olarak adlandırılırsa özel üniversitelerde ve özel okullarda dağıtıyoruz. Gelecek on yılda havalarda diplomalar uçuşacak içi boş. Halka saygı duymak gerek. Altı ay önce halk uyandı diye sevinip bugün yine uykuya daldı, yakıştırmaları düşünceye, insana saygıya yakışmaz. Çocukların mevcut eğitim sisteminde ve ekmeğin bir siyasi partiye üye olmaktan geçtiği dönemlerde çok mutlu olma şansları yok gibi. Ne olduğu belirsiz bir yarışın içinde koşturup duracaklar ve sonuçta “Ne iş olsa yaparım.” duruma geleceklerdir. Mevcut nüfus ve eğitim planlamasının gelecekteki karşılığı budur.
İnsanların huzursuzluk ve terör istemedikleri bir gerçek. Özellikle Kürt vatandaşlardan para, ev, iş, çoluk çocuk sahibi olmuş olanlarının beş adım sonrasını görerek ayrılma ve terör noktasında “yokuz” mesajları alınmıştır. Ayrıca emanet oy olarak nitelendirilen oyların büyük bir bölümü terör örgütüne tavır “almama-alamama” yüzünden geri dönmüştür. Hiç kimse terör istememektedir. En kutsal hak “yaşama” hakkıdır.
• Önerilen kitap Markus Zusak “Kitap Hırsızı”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir