ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
06 Ekim 2016 Perşembe, 10:26
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

PAVYON KUŞLARI

Yozgat Valisi ildeki tüm pavyonları kapatmış… Sebep; Yozgatlı bazı çiftçiler pancar paralarını, evlerinin geçimi yerine pavyonlarda harcamaktaymışlar.
Yanlış hatırlamıyorsam 1965 yılındaydı galiba, Ordu’da da bir pavyon açılmıştı, ‘Güneş Pavyon’ adıyla… Fındık Tarım Satış Kooperatifinin karşısında, merhum İngiliz Ömer’in (Ömer Ertürk) evinin oralarda bir yerdeydi bu Güneş Pavyon…
Ordulu erkeklerin pek çoğu bu pavyonun adeta müdavimi olmuşlardı… Ancak ne var ki, neredeyse her gece ayrı bir olay da patlak vermekteydi orada… Öyle ki, pavyonculara kızan biri evine giderek aldığı av tüfeğiyle geri dönüp dalıvermişti pavyondan içeriye… O sırada orada bulunan tanıdıkları zor yatıştırmışlardı onu…
Zamanın Ordu valisi Mustafa Karaer de, bu gibi olaylarla birlikte ailelerin ekonomisine zarar verdikleri için, o da Yozgat Valisi gibi yapıp Güneş Pavyonu kapatmıştı. Bilhassa Eylül ayında fındık paraları da bu pavyonda tüketilmekteydi.
Eğlence kültürleri yetersiz olan bazı Türk erkekleri, pavyonlara gidip oradaki kader kurbanı konsomatris kadınlarla gönül eğlendirmeyi pek sevmektedirler. Eşlerinin, ev işleri ve çocukların bakımıyla uğraşmaktan vakit ayırıp da kendilerine bekledikleri ilgiyi gösteremedikleri için mi nedendir pavyonlarda çalışan konsomatrislerle cilveleşmek, herhalde biraz da bu eksikliği gidermek içindir bu tip erkekler için… Onların bu zaafından yararlanmak isteyen pavyoncuların ise, onların çoluk çocuklarına sarf edecekleri paralarını acımasızca söğüşlemekten başka da bir düşünceleri yoktur maalesef…
Eski yıllarda Ordu’da ticaret yapan bazı kişiler, mal almak ya da satmak için İstanbul’a gittiklerinde Beyoğlu’ndaki pavyon ve barlara uğramadan edemezlerdi.
Öyle ki içlerinde, sattığı malın bırakın kârını, tamamını bile pavyonlarda harcayıp memlekete dönenler dahi olurdu. Bu kişilerinden çoğu sıfırı tüketmiş olduklarından borçlarını ödeyip ticari hayatlarını devam ettirmek uğruna tefecilerin ağına düşmüşlerdir de nitekim… İtiraf edeyim ki, bunlardan biri de rahmetli babamdı… 1950’lerde gemiye yüklediği kesimlik hayvanları satmak için çok kere gidip geldiği İstanbul’da onun, Beyoğlu’ndaki Çağlayan Sazda çalışan sözde sanatçıya, ‘Ordu’nun Dereleri’ türküsünü söyletip yüklü miktarda bir bahşiş verdiğini hep anlatırlardı arkadaşları…
Hikaye bu ya, İstanbul’da mal satmak için giden taşralı bir tüccar, memlekete dönüş biletini aldıktan sonra kalan parasıyla İstanbul’da kaldığı her gece pavyonlarda eğlenerek sabahlarmış. Bu pavyonların birinde iyice sarhoş olduktan sonra masasındaki konsomatris kadına, “gözlerimin içine bir bakalım ne görüyorsun canım?” diye sorar . Görevi, onu söğüşlemek olan kadın, “bütün İstanbul’u görüyorum hayatım” dediğinde, onun bu iltifatı çok hoşuna gitmiştir.
Memlekete döndüğünde, yine aynı iltifatı göreceğini umduğundan bir sabah yanında yatan eşine de aynı soruyu yöneltir.
-Gözlerimin içine bak, ne görüyorsun canım? dediğinde ise eşi, umursamaz bir tavırla:
-Ne görücem ki, çapak göriyim der…
Bir zamanlar sırf pavyonda eğlenmek için Ordu’dan Samsun’a gidenler bile olurdu. Bu kişilere özenen bir grup çapkın genç, onlar da o yıllarda Samsun’daki Sultan’ın pavyonuna gitmişlerdir.
Yiyip, içip eğlendikten sonra sıra hesap ödemeye gelmiştir. Ne var ki gelen hesabın tutarını gördüklerinde hepsinin birden dudakları uçuklar… Nasıl uçuklamasın ki, ceplerindeki paralarının toplamı, hesabın yarısını dahi ödemeye yetecek kadar bile değildir… İtiraz etmeye kalksalar, işin ucunda pavyon fedailerinden dayak yemek de var. Neyse ki, tam da o arada pavyonda, müşteriler arasında bir hır gür çıkmasın mı… Bizimkiler, bu hengame de fırsattan istifade , pavyonun izbe ve daracık bir sokağa açılan arka kapısından tek tek sıvışmaya başlarlar. En son sıvaşanlardan servi boylu olan biri, gecenin o zifiri karanlığında, sokakta gerili olan çamaşır ipine, tam da boğazından takılmasın mı… O anki durumun stresinden başına ne geldiğini yanlış algılamış olacak ki, o telaşla diğerlerine var gücüyle seslenir:
-Kaçın uşaklar, kement atiyler !… Diye…
Bazı aydınlarımız pavyonları kapatan Yozgat Valisine tepki göstermektedirler. Sanırım onlar pavyonları, kendilerinin gittikleri nezih eğlence mekanları gibi sandıklarından valinin pavyonları sırf içki içilmesine karşı olduğundan kapattığını düşünmekteler.
Bu da gösteriyor ki, entel geçinen sözde aydınlarımızın çoğu daha halkımızı pek tanımamaktalar ama her konuda ahkam kesmekten de geri kalmamaktalar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort