ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
09 Eylül 2015 Çarşamba, 12:14
COŞKUN ÖZBUCAK
COŞKUN ÖZBUCAK cozbucak52@hotmail.com Tüm Yazılar

Pirinç tanesi olabilmek!

 

İnsanlık tarihi ‘Spartaküslerle’ dolu. Toplumun direncinin ortaya çıkmasına etkisi olanlar o kadar çok ki, bugüne de yol gösteriyorlar.

İnsanların aynı anda ‘ortak tavır’ işçinde olma olanakları yok. Zaman içinde belli çalışmalardan sonra ortaklaşma sağlanabiliyor. Ama bu ‘ortak tavır’ sağlanana kadar toplum içinde ‘örgütlü bireyler’ öne çıkar. Buna tuzluktaki pirinç de denebilir!

Tuzluklara pirinç taneleri koyulur. Yığınla tuz tanelerinin içinde birkaç pirinç tanesi! Boyu, kilosu, sayısı ne ki, binlerce tuz tanesinin ‘sağlıklı’ kalmasını sağlıyor? Evet, tuzluk içindeki birkaç pirinç tanesi binlerce tuz tanesinin dış etkilerden (nemden) etkilenmesini önleyerek kuru kalmasını sağlıyor. 06.09.2015 tarihli Evrensel gazetesinde Mahir Karayazı yazısında ‘sol’ kavramını anlatırken tuzluktaki pirinç örneğini vermişti. Çok doğru bir benzetme…

Aslında insan olmanın gereği değil mi ‘tuzluktaki pirinç’ olmak! Çevremizde, ülkemizde, dünyada yaşananlara karşı ‘duyarlılık’ göstermek; olumsuzluklara karşı tavır geliştirmek insan olmanın gereği değil mi? Toplum içinde ‘aydınlatan’, olumsuzluklara karşı toplumun direncini ortaya çıkaran olmak, yani pirinç olabilmek bütün mesele!

Spartaküs’ün önderlik ettiği gladyatörler içten içe isyan ediyorlardı. Birbirlerini öldürerek ‘soylulara’ eğlence olmak istemiyorlardı ama ‘haydi!’ diyen yoktu. İşte tuzluktaki pirinç Spartaküs, ‘haydi!’ dedi ve yığınlar harekete geçti.

Bugünün ‘Sapartaküs’ü, tuzluktaki pirinci’ olmanın da bir bedeli var. ‘Spartaküsler’ kendini düşünseydi belki farklı olabilirlerdi; ‘tuzluktaki pirinç’ kendi özelliğini yaşayamıyor, pilav ya da pirinç çorbası olmaktan vazgeçerek tuzların dış etkilerden koruma görevi yapıyor! Ne ‘Spartaküsler’ ne de ‘tuzdaki pirinçler’ yanlış yaptı.

Aydın olmak da (liberal aydınlar hariç) böyle bir şey. Yakup Kadri Karaosmanoğu Yaban romanında aydın olmanın ne demek olduğunu da çok iyi anlatıyor. Örgütlü ve aydın olmanın bedeli ve gereği var. Halka kızmak, aydın ve örgütlü olanın özelliği değildir. Toplumsal gerçeği ortaya koyma, anlatma zorluklara karşı direnme farklılığı iyi belirlenmeli!

“Ya hep beraber ya hiçbirimiz” vurgusu boşuna söylenmiyor. Kendimizi düşüneceğiz ama ‘bencilce’ değil; toplumsal kurtuluş (mutluluk) sağlanmadan bireysel kurtuluş (mutluluk) geçici olur. Ayrıca halk bir tarafta acı içinde iken, yaşam hakkını bile kullanma konusunda sıkıntı çekerken bireysel olarak mutluluk ne kadar hissedilebilir? Ya da hissedene ne denir?

Ya ‘Sapartaküs’ ve ‘tuzdaki pirinç’ olacağız, ya da ‘köle’!

 

 

Yorum

  1. sezgin bellikli

    10 Eylül 2015 at 04:32

    dogru

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort