ordu-logo
Son Dakika
23 Ocak 2017 Pazartesi
15 Ağustos 2015 Cumartesi, 13:13
MUSTAFA KARADEMİR
MUSTAFA KARADEMİR mustafakarademir@hotmail.com Tüm Yazılar

PLASTİK KÜLTÜRÜNDE YAŞAMAK

 

Doğanın en güzel örneği renk renk, kocaman kocaman, minik minik, albenili, yaratılışı ve yaratanı hatırlatan, anlamlı çiçekleri varken insanın dostuna, sevdiğine, hasta ziyaretine giderken ne diye plastik çiçek alır diye düşünmedim değil. Ucuz diye belki ve belki de uzun süre kalıcılığı olmasındandır.

İyi de güzel arkadaşım, yoldaşım, dostum, ademoğlu plastik çiçek ne su ister ne sevgi ister ne gülüş ister ne de bakım ister. Yani hiçbir emeğe ihtiyacı olmayacak bir malı sevdiklerine iş olsun adet yerini bulsun, gelenek-görenek olsun diye götürmek hiç mi içini rahatsız etmiyor? Şöyle on onbeş sap karanfil alsan hani öyle renkli bir şeylere sarıp sarmalamanda gerekmez versen daha iyi olmaz mı?

Hanginiz bilir pazar filesini. Hanginiz bilir kağıt poşetleri. Hanginiz bilir elmayı, eriği, narı kağıt poşetlerde satın almayı. Pamuklu ipten yapılan pazar filelerini çoğumuz hatırlamaz bile. Naylon ve plastik devri çocuklarının kendileri de kullandıkları malzemeye benzediler. “Sevgili Kırmızı” isimli şiir kitabımın bir yerinde “Çok değil dolu bir pazar filesi kadar mutluluktu istediğim” diye dize var. Pazar filesi kadar mutluluk…

Ve hepimizin dolu bir Pazar filesinin alacağı kadar mutluluğa ihtiyacı var bu günlerde bir dostun -benden sana zarar gelmez anlamındaki-bir merhabasına. Ve herkes sevilmek istiyor. Herkes mutlu edilmek. Herkes önemsenmek. Herkes hatırlanmak. Ama kimse önce ben arayayım, gidip bir kahvesini-çayını içeyim ve şöyle doyasıya sarılayım dostuma, sevdiğime demiyor. Hep bekliyor bekliyor ve bekliyor.

Plastik yaşıyoruz kardeşlerim. Petrol artığı o renksiz maddenin ruhsuzluğuna esiriz. Plastik gülüyoruz. Plastik yiyoruz. Plastik masalarda plastik sandalyelerde plastik tabaklarda plastik çatap-bıçakla yaşıyoruz. Sevginin-sevmenin-sevinin de plastiğini ürettiler. Nereye çekseniz oraya giden sözcüklerle konuşuyoruz. Şişirilmiş renkli balonlar gibiyiz. “Yaratabildiğimiz en kötü uygarlıktayız” işte kabul edelim. Hayvanlar kadar olamadık onlar ihtiyaçlarını karşılamak için yaşarken biz “haz ve zevk” için yaşıyoruz.

Ve mümkünse evinizde plastik eşya kullanımını azaltın. Yaşadığınız ortamda en az kullanmaya çalışın. En azından hayvanlar kadar doğru ve anlamlı yaşayalım. Siz hiç ihtiyacından fazla fındık biriktiren sincap gördünüz mü? Siz hiç şu ceylanı da avlayayım da haftaya yerim diyen bir aslan gördünüz mü? Siz hiç gereğinden fazlasına sahip olan yani biriktiren hayvan gördünüz mü? Yani dostların yani arkadaşlarım biz bu dünyaya bir hayvan kadar özgü değiliz. Çoğumuz bir zeytin ağacı kadar faydalı değil. Kötüyüz. Kirliyiz. Yani plastikleşiyoruz gitgide. Güzel şeylerde olmuyor değil bu ülkede örneğin Alaçatıda “Kent estetiğinin korunması için plastik sandalye ve masalara izin verilmiyor.” bakın plastikleri nerede kullanıyoruz. Plastik kullanımı işlevsel, hijyenik, hafif, dayanıklı ve tabiki ucuz olması nedeniyle hayatımızda olmadığı kadar yer alıyor ve bunun bedelini sağlığımızla ödüyoruz.

Plastik masa ve sandalyeler ucuz diye ortalığı kaplıyor. İyi de “sağlığımız” bu kadar ucuz mu? İnsanca yaşamak bu kadar mı? Hiç mi estetik kaygımız yok? Hiç mi göz zevkimiz yok?

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir