ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
02 Kasım 2015 Pazartesi, 11:42
COŞKUN ÖZBUCAK
COŞKUN ÖZBUCAK cozbucak52@hotmail.com Tüm Yazılar

Seçim bitti de…

 

            Bugün herkes seçim sonuçlarına göre Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun geleceğini konuşurken benim yazdığım sorunun ne ilgisi var, diyenler de olacaktır. Ancak yaşam devam ediyor ve birileri para kazanacak diye yaşam alanları, ormanlar, dağlar, tepeler yok edilmeye devam ediliyor!

Bu arada Trabzonspor Kulübü Bakanının kadınları aşağılayan benzetmesine de değinmeyeceğim. Hatta hakemleri keyfi olarak ‘esir’ yapması karşısında yargının ve güvenlik güçlerinin harekete geçip, yasadışı yöntemle kişileri alıkoymasına sessiz kalmalarını da konu etmeyeceğim!

Bu yazı seçim sonuçları belli olmadan yazıldı. ‘Tehlikeye’ yönelik nasıl bir siyasi irade oluşacak belli değildi. Bu nedenle kapitalist sistemin gereği olarak atılan adımlardaki tehlikeye vurgu yapmak istiyorum.

Bir yerel gazetemizde yer alan habere göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Ordu’da ‘Şehir Kimliği Çalıştayı’ yapılmış ve burada Hidroelektrik Santralleri (HES) yerine Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının (YEK) kullanılması gerektiğinin altı çizilmiş! Gazetenin haberinin bir bölümü şöyle, “ HES’lerin yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması gerektiğinin altı çizildi. Akademisyen rapor içerisinde, Mesudiye’de güneş enerjisinden, Akkuş’ta ise rüzgâr enerjisinden yararlanabilmek için çalışmaların yapıldığı, bu çalışmaların diğer ilçelerde de uygulanmasının teşvik edilebileceği belirtildi.”

Ordu’da HES’lerle dereler, tepeler yok edildi. Kapitalist sistemde HES şirketleri yerine güneş ve rüzgar enerji şirketleri devreye giriyor. Yönetenler ve bu raporu hazırlayanlar HES’leri YEK olarak değerlendiriyorlardı. Ne oldu da Yenilenebilir enerji olmaktan çıktı?

Bu yazıyı okuyanlar şaşıracak! HES yerine güneş ya da rüzgar enerjisi yapılacak ama yine karşı çıkıyorlar. Bunlar da memnun edilemiyor, denecek. Eğer olaya ‘hangisi olmalı?’ sorusuyla yetinerek yaklaşırsak kafa karışıklığıyla karşılaşırız. Oysa enerji konusunda farklı tartışmalar yapmak zorundayız.

Birincisi Türkiye’nin elektrik enerjisine gereksinimi var mı, ona bakmak gerekir. Yönetenler işi rakamlara boğarak elektriğe gereksinim var diye kamuoyu yaratmaya çalışıyorlar. O zaman sormak gerekir: Komşularımızın hepsine elektrik satılıyor. Bizim gereksinimimiz varsa neden satılıyor? Demek ki, elektriğe gereksinim yok!

İkincisi, elektrikte tüketime neden teşvik var? Elektriği planlı olarak değerlendirip aşırı tüketime yöneltmeyen çalışmalar neden yapılmıyor?

Üçüncüsü, elektrik nakil hatlarının eskiliğinden kaynaklanan kayıplar neden önlenmiyor? Nakil hatları yenileme yerine onarımlarla geçiştiriliyor!

Dördüncüsü, yatırımlar yerli ve yabancı şirketler tarafından yapıldığına göre bu şirketlerin amacı toplumsal gereksinimi karşılamak yerine para kazanmaksa ‘elektrik üretimi projesi’ şirketlere yeni pazar yaratmanın diğer adı olmuyor mu?

Kimse elektriğe karşı değil. Karşı olunan bu işi rant kapısı olarak görüp derelerin, tepelerin, ormanların, tarım arazilerinin yok edilmesi, her türlü canlı yaşamının tehdit edilmesidir. Ülkenin elektriğe gereksinimi varsa, devlet yatırımı olarak kar etmeyi öne çıkarmayan, doğayı, yaşamı koruyan planlamalarla elektrik üretilir.

Türkiye’nin her tarafında olduğu gibi Ordu’nun da her köşesi enerji gereksinimi var iddiasıyla yok ediliyor. Seçim bitti de talan bitecek mi?

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir