ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
01 Ekim 2016 Cumartesi, 11:29
SEVİNÇ E. KAMBER
SEVİNÇ E. KAMBER kambersevinc@hotmail.com Tüm Yazılar

ŞİRİNCE (ÇİRKİNCE)

Bazı yerler vardır rengarenk karakterlerine henüz yozlaşma uğramamış. Ruhu kocaman, zengin kültürü henüz çok bozulmamış. Şirince evet evet henüz şirinliği kaçmamış. Medeniyeti nasıl algılıyorsak, medeniniyetten o kadar uzaklaşıyoruz.
Yörelere ait hikayeleri severim; o yörenin kültürünün zenginliğini ortaya koyar. Şirince’nin ilk isminin çirkince olduğunu hiç duydunuz mu? Köyün geçmişteki ismine değin anlatılan dağdaki köyün varlığını gizlemek için Ayasuluk’ta ve başka yerlerde Çirkince denip durur. Bu adlandırmaya dair anlatılanların en belli başlısı, Aydınoğulları döneminde azat edilen bir grup Rum’un kendilerine gösterilen yere yerleştikten sonra civar köydekilerin “yerleştiğiniz yer güzel mi?” sorusuna verdiği yanıttır: “Çirkince” demeleridir.
1924’teki Göçmen Mübadelesi Anlaşması’yla Selânik, Kavala ve Provusta’dan gelen Türkler’in buraya yerleştirilmeleriyle köy yeniden canlanmaya başlar. Cumhuriyet’in ilk yılarında köyü ziyaret eden, dönemin İzmir Valisi Kâzım Dirik Paşa Çirkince’nin adını Şirince yapar. Dirik Paşa, “Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz; olsa olsa Şirince olur.” der.
Çok şirin bir yer inanın bana. Fakat son dönem kıyamet muhabbetleri basında, medyada fazlaca yer verilip “kıyamet kopacak ama sadece şirince kalacak” söyletileriyle yeniden gündeme gelip turizm akımına uğramış. Buranın en önemli geçim kaynağı meyve şaraplarıdır. Yıllar öncesinde burada yerleşmiş olan Rumlardan şarap yapımını öğrenen Şirincelilere büyük bir geçim kaynağı olmuştur.
Şirince’ye ilk girişte kocaman kazanlarda şeftali reçelleri, salçalar kaynıyordu. İşte dedim, bozulmayan bir cennet. Paraya, ticarete yenik düşmemiş saklı bir köy. Gezdikçe içim acıdı. Şarap mahzenleri köylü ve yerli halkın elinde değil firmalar şarapları ikiye ayırmışlar. Meyve aromalı alkolü biraz yükseltilmiş. Bir de doğal meyvelerden ki bunların fiyatları da o günden sonra katlanmış. Her mahzen bedava tattırır şaraplarından, denemeden almayın diye. Güzel bir jest ama mahzenlerde yerli halkı görmek daha çok arzulardım. O otantikliğin görselliğini yaşamak isterdim; gezdikçe klasik turizm yerlerinin rüzgarlarını burada da görmek içimi açtı. Parmakla sayılacak kadar az 5 ya da 6 tane köylünün standı vardı; incir reçelimizi tadın dediler sıcak Egeli üretken kadınlar. İlk kez incir reçellerinin her birinin içinde fındık ve ceviz vardı, şık görünümlü kavanozlarda el yapımı emek. Sakız reçeli bilir misiniz muhteşem güzel bir şey; buram buram sakız tadıyorsunuz; el yapımı sabunlar. Tarhananalar ve salçalar. Kumda, kahvede içerseniz keyfiniz katlanır.
Sadece bu yöreye dışardan gelip daha çok kazanç için doğalığıyla oynanması insanı üzüyor. Hiçbir şekilde asimile olmadan şaraplarında yine eskisi gibi yerli halkın emeğine bırakılıp yerli halkın kazanması gerekiyor. Turizm adı altında böylesine saklı cennetlerin asimilasyona uğratılıp özünü yitirmesi bizim zengin kültürümüzün yok olması demektir.
Özüyle ne kadar üretebiliniyorsa sadece Şirince emeğinde, doğalığında kalsın. Köylerimizi deformasyona uğratmayalım onları kendi yağları ve öğrenilmişlikleriyle kalkındıralım.
Ordu’da da böyle köyler var. Yöresel özellikleri öne çıkaran turizm çalışmaları yapılabilir.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort