ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
23 Aralık 2015 Çarşamba, 11:05
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

ŞÜKRÜ EREN

Benim çocukluğumda kentimiz Ordu’da şimdiki gibi çok katlı apartmanlar yoktu.

Müstakil dairelerinde yaşayanların birbirlerini pek tanımadıkları apartmanların yerine, önünde taşlığı, altında kabukluğu, arkasında pancar(Karalahana), çangal fasulyesi gibi sebzelerle dut, erik, hurma, taflan, mandalina ağaçlarının bulunduğu avlular vardı.

Mahalle komşuluğu ise akrabalıktan daha ileriydi o günlerde…

Ne yazık ki bugün, o zamanki kapı komşularımızdan ŞÜKRÜ EREN dayımın vefat ettiğini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayım.

Uzun yıllar önce Ordu Belediyesinden emekli olan ŞÜKRÜ Dayımız, Elmalık Mahallemizin sevilen, hatırı sayılır kişilerindendi…

Birkaç hafta önce yoğun bakımda olduğunu öğrendiğim Şükrü dayımızın çocukluk yıllarından yaşadığı ya da tanık olduğu olaylarla ilgili olup bizzat kendilerinden dinleyip tebessüm ettiğim anekdotlarından zaman zaman yazılarımda da bahsetmişimdir. Her ne kadar şimdi vakti zamanı olmasa da bugün onlardan birini sizlerle bir kez daha paylaşmak geldi içimden, ister istemez.

HASAN’IN TABİYATI

Yıl, 1939’dur. Yazları Çambaşı’nda hancılık yapan Şaban Dayı, şimdiki Bucak Mahallesi’nin Köprübaşı’na yakın bir yerdeki evinin önünde, mutfaktaki ocağında yakmak için kullanacağı iri ve kalın odunları, bir kütüğün üstüne tek tek koyup sırayla yarmakta ve parçalamaktadır.

O gün eğitim yılı sona ermiş olduğundan, yıl sonu karnelerini almış olan Güzelordu İlkokulu’nun öğrencileri, üzerlerinde beyaz yakalıklarıyla siyah önlükleri ve ellerinde karneleri, kimi sevinçli kimi üzgün; Şaban Dayının yanından geçmektedir.

Civardaki komşularsa çocuklara, merakla sınıfı geçip geçmediklerini sormaktadırlar.

Odunları yarmakta olan Şaban Dayı da o sırada, oğlu Hasan’ın kankası Sarı Kemal’in, elinde karnesiyle sevinerek geldiğini görmüştür. O da merakla, “sen ne ettin, geçtin mi?” der ona… Sarı Kemal, “geçtim” dediğinde her daim haylazlığıyla huysuzluğundan yakındığı kendi oğlu Hasan’ın da durumunu da sorar:

– Ya bizim Hasan ne etti ki?

Sarı Kemal, o günlerde ders olarak görülen Tabiat Bilgisi’nden ikmale kalan Hasan’ın, durumunu Şaban Dayıya bildirmek için kestirmeden:

“Hasan Tabiattan kaldı”, der

Aldığı bu yanıt karşısında Şaban Dayı hayli kızmıştır oğlu Hasan’a…

“Onun tabiyatını… ben” deyip sunturlu bir küfür savurduktan sonra:

“Elbette galur, Hasan’ın tabiyatı, tabiyat değil ki, ne beni dinlediği var, ne de anasını!..” deyip elindeki baltayı daha da sertçe vurur odunlara…

Okuma yazması olmayan Hancı Şaban Dayı nereden bilsin ki, hayvan ve bitkilerin öğretildiği dersin adının tabiat bilgisi olduğunu..

O, oğlu Hasan’ın okulda da huysuzluk yaptığından, öğretmeninin onu bu yüzden ikmale bıraktığını sanmış anlaşılan…

Şükrü Dayımıza yüce Allah’tan sonsuz rahmet, kederli ailesine sabırlar dilerim.

Mekanı Cennet Olsun!

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort