ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
10 Şubat 2016 Çarşamba, 11:44
MİTHAT BAŞ
MİTHAT BAŞ mithatbas@hotmail.com Tüm Yazılar

TÜRKMENLERİN ÇIĞLIĞI

 

Tarih boyunca Türk ve Türkmen sözcükleri genel olarak Türk kavmi için söylenmişse de tarih yazarları “Türk” sözcüğünü oturaklı hale geçmiş, yani yerleşik hale geçmiş Türkler için kullanmışlardır. “Türkmen” sözcüğü ise genellikle göçebe Türkler için kullanılagelmiştir. Bu konuda değişik düşünce ve tanımda olan tarih yazarları da mevcuttur.

Irak ve Suriye Türkmenleri ise günümüzde Türkmen olarak nitelendirilmektedir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nden ayrılmış, Irak adı ile kurulan devletin vatandaşları olarak varlıklarını sürdüren Türklerden uzun yıllar “Türkler” diye söz edilmiş, hatta Mustafa Kemal Harbiye Mektebi öğrencisiyken bu yöredeki Türkleri “Bayat Türkleri” olarak tanımlamıştır. Ancak Lozan Konferansı sırasında İngiliz heyeti buradaki Türkleri “Türkmenler” olarak ifade etmişler, buna karşı çıkan İsmet İnönü, Türkmen ile Türk’ün eş anlamlı olduğunu ve Türkiye Türklerinin de Türkmen olduklarını savunmuştur.

1923 Lozan ve 1926 Ankara antlaşmalarında bu yöredeki Türklere “Musul ve Kerkük Türkleri” denilmiştir. 1959 yılından itibaren ise Irak’taki Türklere yeniden “Türkmen” denilmeye başlanmıştır.

Türkmenler, Irak’taki üç önemli etnik gruptan birisidir. Bu etnik gruplar Kürtler, Araplar ve Türkmenler olarak ifade edilir. Kürtler ve Arapların yaşadıkları bölgeler hemen hemen belirlenmiştir. Bu gruplar içinde Türkmenler Erbil, Musul, Kerkük, Tuzhurmatu ve Telafer gibi bölgelerde yoğunlaşmışlardır. Bu bölgelerin kimisi Kürtlerin yoğun yaşadığı yerler, kimisi de Arapların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdir. Son yapılan tespitlerde Türkmenlerin 300 bine yakınının Erbil’de bulundukları, Irak’taki Türkmenlerin % 70’inin ise Musul, Kerkük, Tuzhurmatu ve Bağdat’a kadar geniş bir bölgede yaşadıkları belirtilmektedir. Bu nedenle Türkmenler Irak’ta etnik temele dayalı bir bölünmenin devamlı olarak karşısında durmuşlardır.

Türkmenlerin bir kısmının Kürt bölgesinde, bir kısmının da Arap bölgesinde yaşamaları onlara dezavantajlı bir durum yaratmış, her iki toplum tarafından da yadırganır olmuşlardır.

Türkmenlerin yakın tarihi de acı ve ıstıraplarla doludur. 1974 yılına kadar nispeten sakin bir dönem geçiren Irak Türkmenleri bu tarihten itibaren planlı ve büyük bir asimilasyona uğramışlardır. Türkmenlerin bir kısmı güneye sürülerek ellerindeki gayrimenkullere el konulmuştur. Bu bölgelere bedevi Araplar yerleştirilmiştir. Kerkük’ün adı değiştirilmiş, Kerkük’ün iki büyük Türk ilçesi olan Tuzhurmati ve Kifri başka Arap vilayetlerine bağlanmıştır. 1980 yılında bütün bu olumsuz gelişmelere karşı durmaya çalışan Türkmenlerin ileri gelenleri tutuklanarak tek tek idam edilmişlerdir. Aynı yıl patlak veren İran-Irak savaşına rağmen, Türkmenlere yapılan zulüm ve tutuklamalar devam etmiştir.

Irak Türk toplumu diğer bir haksız darbeyi körfez krizinden sonra yemiştir. 1991 Nisan ayında Türkmenlerinin Türkiye’ye göç etmeleri sırasında Kerkük ve özellikle Altınköprü şehrinin Türkmen gençleri, insafsızca kurşuna dizilerek yüzlercesi evlerinde ve sokaklarda şehit edilmiştir.

Irak Türklerinin içine düştüğü çıkmazın ana sebebi, suni olarak çizilen 36. paralelden kaynaklanmaktadır. Bu paralelin Kürtleri Araplardan ayırdığı kesindir. Ancak Türk bölgesini ikiye böldüğü de bir gerçektir. Bu bakımdan Birleşmiş Milletlerin bu husustaki kararının altına imza atan bütün ülkelerin, Türklerin ikiye bölünmesinde vebali vardır.

Türkmenlerin bir başka dezavantajlı özellikleri ise inanç temelindeki farklılıklarıdır. Irak’taki Türkmenlerin bir kısmı Şii, bir kısmı da Sünni’dir. Bu nedenle de kendi aralarında farklı mezheplerinden kaynaklanan bir çatışma olmasa da El kaide ve IŞİD gibi radikal Sünni grupların Şiilere bakış açısı büyük bir sorun yaratmakta ve Şii Türkmenler bu gruplarca kıyıma uğramaktadırlar.

Bu kıyımlar her gün sürüyor. Geçen yıl Suriye’nin Halep kentinin Türkiye sınırındaki Çobanbey kasabasını elinde bulunduran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) 17 Türkmen’i idam etti. El Cezire’nin haberine göre, IŞİD militanları Cuma gecesi kasabaya bağlı Ahmediye bölgesinde yakaladıkları Türkmenleri Pazar günü köy meydanında öldürdüler.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM), Irak’taki IŞİD saldırılarının açık olarak Türkmen bölgelerini hedef aldığını, Türkmenlerin Irak’taki gelişmelerden her türlü zararı gören taraf olduğunu belirten bir rapor yayınladı.

Türkmenlerin önemli bir desteğinin olmadığını anlayan Barzani’nin son dönemde yaptığı açıklamalara bakıldığında, “Kerkük, Kürt toprağıdır. Kürdistan’a katılacaktır” şeklindeki söylemlerinin ve Kerkük’te referandum yapılacağına ilişkin açıklamalarının da Türkmenlerdeki rahatsızlığı artırdığı bilinmektedir.

Raporda, “Kerkük’e yapılacak tek taraflı müdahalenin büyük bir infiale yol açabileceği, Türkmenlerin bir oldubitti karşısında savaşmaktan kaçınmayacakları, Kerkük’teki çatışmaların diğer bölgeler de sıçrayabileceği, Türkmenlerin çok daha büyük tehditlerle karşılaşabilecekleri” belirtildi.

Silahlı güçlerinin olmaması Türkmenleri korumasız bıraktı.

Bu kara tablo karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yaptı? Ben laftan başka bir şey yapıldığını görmedim. Üstüne üstlük Türkmenlerin hem kıyımları devam etmekte, hem de barış masalarına bile davet edilmemektedirler.

Bir yurttaş olarak yapılan yardımları ve Türkmenlerle ilgili olması gereken duyarlılıkları asla yeterli bulmuyorum. Irak ve Suriye’deki Türkmen katliamı ve ölü sayısı Gazze’den daha mı az? İsrail’in sivil halka karşı kullandığı aşağılık yöntemler kadar, IŞİD ve diğer radikal grupların Türkmenlere reva gördükleri zulümler de en az onlar kadar aşağılıktır.

Şii-Sünni-Arap ve Kürt çekişmesinin yaşandığı ve her bir grubun kendi hakları için elindeki kozu başarıyla kullandığı Irak ve Suriye’de, artık neredeyse temsil dahi edilmeyen Türkmenler, Ankara’ya ve Türk halkına kırgın ve küskün olmalılar.

AFAD ve Kızılay aracılığı ile yapılan yardımların son derece yetersiz olduğu Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) tarafından yayınlanan raporlarda belirtilmektedir.

Geçen yıllarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla Ülkü Ocakları tarafından açılan kampanya sonucu yapılan yardımlar yerine ulaşmış olmalı ki 29 Temmuz 2014 günü Irak’tan gelen Türkmen temsilcileri Devlet Bahçeli’ye “Telafer’den Mendere’ye kadarki bölgede yaşayan Türkmenlerin selamlarını ve şükran duygularını getirdiklerini” ifade ediyorlardı. Gözlerim yaşardı, duygulandım. “Mendere” adı benim köyümde de mevki adı olarak kullanılmaktaydı. Duygulanmam belki de bundandı. Biz aynı insanlardık.

Türkmenlere yardım etmek, bu kimliğe sahip insanların namus borcu olmalıdır. Şair Ali Yaşar, Irak Türkmenleri adına hepimize seslendiği “Çağrı-Irak o kadar mı ırak” adlı şiirini şu beyitle bitirmiş;

“Soyum sopum Türkoğlu, yüzüm sürdüğüm izim sen…

Oy men ölmüşem, gavim gardaş nerdesen?…”

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort