ordu-logo
Son Dakika
23 Ocak 2017 Pazartesi
06 Eylül 2016 Salı, 08:05
UFUK ERSOY
UFUK ERSOY ufukersoy52@hotmail.com Tüm Yazılar

Tuvalete Atılan Kravat

Devlet Tiyatroları Genel Müdürüne açık mektup
Artık yazmıyorum Sayın Genel Müdürüm. Adım Ufuk Ersoy. Ordulu bir yazarım. Devlet Tiyatrosu repertuarına biri çocuk oyunu, 5’i yetişkin oyunu olmak üzere toplam 6 oyunum mevcut. 1982 yılından itibaren tiyatroyla tanışmamın ardından büyük bir heves ve şevkle tiyatro eserleri yazmaya çalışıyorum.
Artık yazmıyorum Sayın Genel Müdürüm. Siz, göreve geldikten bir süre sonra, farklı bir dönemin başladığını, artık farklı bir anlayışın hâkim olacağı düşüncesiyle, Devlet Tiyatrolarında taşradaki yazarlara örülen o kalın ve aşılmaz duvarın yıkılacağını umut ederek, biz taşralı yazarların sorunlarını iletmek üzere makamınızdan randevu aldım.
Ordu Ankara arası çok uzaktır Sayın Genel Müdürüm. Başkente elimiz pek uzanmaz maalesef. Randevu talebim kabul edilince, bir akşam saat: 21.00’da otobüse binip, Ankara’ya yola çıktım. Toplam 9 saat süren berbat bir yolculuktan sonra sabahın erken saatlerinde AŞTİ’ ye indim. AŞTİ’de gün içerisinde binlerce kişinin kullandığı bir tuvalette sizlere saygısızlık etmemek adına üzerimi değiştirerek takım elbise ve kravat taktım. Üzerimdeki eşyaları emanete bıraktıktan sonra Genel Müdürlük binasına ulaşmak üzere yola çıktım. Randevum saat: 11.00’da idi. Uzun süre Ulus’ta bir çay ocağında vakit geçirdim. Çay ve simitle karnımı doyurdum. Fazla vakit geçiremedim, bu nedenle saat: 10.00’da Genel Müdürlüğün bulunduğu binanın altındaki kafede oturup çay içerek beklemeye başladım.
Yorgun ve uykusuzdum. Ancak oldukça heyecanlıydım. Genel Müdürle görüşüp, düşüncelerimi aktaracaktım. Vakit ilerlemeye başladı. Saat: 10.50’ye geldiğinde ne oldu biliyor musunuz? Özel kalemden arandım. Özel Kalem sizin müsait olmadığınız ve bir başka zaman görüşüleceğini iletti. Ben uzun yoldan geldiğimi, gün içerisinde herhangi bir zamanda görüşebileceğim konusunda ısrar etsem de, bunun mümkün olmayacağını söylediler.
Akşam saat 22.00’da Ordu otobüsüne kadar umutla, Özel Kalemden telefon bekledim. Ancak gelmeyince tekrar otobüsün koltuğuna oturup, 9 saat süren yolculuktan sonra Ordu’ya geri döndüm. O gece otobüs koltuğunda otururken, Devlet Tiyatrosuna 6 oyun yazmış bir yazar olarak içinde bulunduğum duruma büyük üzüntü duydum. Devlet Tiyatrosunun biz taşralı yazarlara verdiği değeri sorguladım. Doğrusunu söylemek gerekirse, yaşadıklarımı içime sindiremedim Sayın Genel Müdürüm. 18 saat süren bir yolculuktan sonra elinizde hiçbir şey olmaması gerçekten üzüntü verici.
O günden sonra kimse aramadı Sayın Genel Müdürüm. “O günden sonra kimse sizin bir randevunuz vardı, ancak gerçekleşmemişti. Buyurun şu zaman görüşelim” demedi. Ve o günden sonra bir konuda önemli bir karar verdim. Ne kadar umurunuzda bilmiyorum ama artık yazmıyorum…
Üzüntü duyuyorum. Bu ülkenin bir yazarı olarak gereken ilgi, alakayı görmediğimizi düşünüyorum. Üstelik Ordu Devlet Tiyatrosu sahnesinde sezon içerisinde gördüğümüz kimi oyunları seyrettikten sonra gerçekten birçok şeyi anlamakta güçlük çekiyoruz.
Çok üzgünüm ama Ordu Devlet Tiyatrosu açıldı açılalı, sahnelenen oyunların yarısından fazlası hayal kırıklığı demek çok doğru olur. Öyle ki; kimi oyunları seyrettiğimizde ağzımız açık, “bu oyunların Devlet Tiyatrosu repertuarında ne işi var, kim, nasıl seçer, nasıl halkın karşısına çıkar” diyoruz.
Devlet Tiyatrosu repertuarında 6 oyunum var. 7. olarak bir çocuk oyunu gönderdim. Gelen cevap kısaca aynen şöyle. “Oyununuz reddedilmiştir. Başka eserler bekliyoruz.” Neden başka eserler gönderelim. Hem yerli yazar yetişmiyor diyorsunuz, hem de yerli yazarlara gereken değer ve desteği vermiyorsunuz. Her sene zaten sürekli abone olduğunuz yazarların oyunlarını sahneliyorsunuz. Bize ne kadar fırsat tanıyacaksınız. Yoksa amacınız repertuarda oyun sayısını arttırmak mı? Repertuarda oyunlarımız bekletecekseniz neden gönderelim. Hem madem oyunlarımızı reddediyorsunuz, raporunu da gönderinde, nerelerde düzeltme yapabiliriz, bilip üzerinde çalışalım.
Hiç umurunuzda olmadığını sanıyorum Sayın Genel Müdürüm… Artık yazmıyorum… Bu pencereden baktığınız sürece, taşrada aramıza yıllar boyunca çekilen bu kalın duvarın ardından biz taşralı yazarlara destek olacağınıza inanmadığımı belirtmek isterim. Boşa kürek çektiğinizi düşünürken, bir şey üretmeniz mümkün değildir. Bir oyunun ne kadar zamanda, nasıl şartlarda yazıldığını biliyorsunuz.
Artık yazmıyorum… Bu arada boynumdaki kravatı AŞTİ’nin tuvaletine attım. Sizin için ne kadar önemli bilmiyorum. Bilmem farkın damısınız ama yazmaya gerçekten hevesli bir yazarın şevkini öldürdünüz. Sizce Devlet Tiyatrolarının görevi bu mu? Saygılarımı sunuyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir