ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
10 Mayıs 2016 Salı, 11:15
GÜRSEL YILDIRIM
GÜRSEL YILDIRIM yildirim.gursel@gmail.com Tüm Yazılar

ÜLKEYİ ÖZLEMEK

“Kilise Tepesi’nden çan sesi geliyordu.

İki sıra meşelerin ve ayı ininin sağ yanından tepeye doğru uzanan cılga yolu adım adım izleyip yukarı çıktım. Tepenin üzerindeki kilise yitip gitmiş, geriye altın tozlu parıltılarıyla kiremit parçaları, kapılardan sökülüp atılmış paslı kabaralar kalmıştı. Bir zamanlar koca çanın sesiyle ta yayla eteklerinden Faldaca vadisini, Musulu suyunu, Armutkolu tepesini, Maden köylerini inleten bu tepenin öksüzlüğü ile aşağıdaki yerleşim yerlerinin sahipsizliği birbirine karışmıştı. Yaz bulutları gölgesinde esen nice ılık rüzgarlar, nice sağanak yağışlar bu tepeyi okşayıp kilisenin çam kokulu kulesiyle yarenlik ederek Kiçi Faldaca deresi boyunca yüzlerce yıl salınıp gitmişti.

Düşlerimde çanın sesi arada bir tınlayıp, sırtlardan gelen boğuk rüzgarla birlikte Ağlayan Gelin, Düğün çiçeklerini, sonbahar çiğdemlerini, süsenleri, sarı ve beyaz papatyaları koklayıp koklayıp kayboluyordu. Kayaların üzerindeki renk renk likenlerin, yabani nanelerle tırpalanmış fiğlerin ekşimsi kokusu havaya karışıyor, soluyan ciğerlerime tazeliğin va tadın doyumsuzluğunu ulaştırıyordu.

Yine ta uzaklarda, karşı dağların eteklerinde, orman uçlarında öbek öbek ışıltılar Kilise Tepesi’yle selamlaşıyor, yüzyıllar önce kurulan bu düzenin egzotik akışını bu akşam da sergiliyordu.”

Bu anlatılar yıllar önceki Mübadele değişiminde Mesudiye’deki topraklarından giden ve yıllar sonra büyük bir özlemle ata topraklarını gören insanların duygusunu ifade ediyor. Onlarla oturup konuştuk. Dedelerimizin bize, onların dedelerinin onlara anlattıklarını bazen sevinerek, bazen içimize hüzün çökerek anlattık.

Suriyeli çocuklar, aileler geldi aklıma. Ak Deniz’in sularında boğulanlar, Avrupa kapılarında tekme tokat bekleyenler, sığınmacı olmak için neler çektiklerini düşündüm.

Kırk yıldır süren PKK kavgasını ve altında yatan nedenleri düşündüm. Şehitlerimizi, ağlayan ana babaları, aile ocağına kor gibi düşen acıları anlamaya çalıştım. Ölenlerin tümünün bu vatanın çocukları olduğunu, yakılan yıkılan köyleri, göç edip el kapılarında sürünen ailelerin çaresizliğinin yarattığı sorunları düşündüm.

Ülkemin şu andaki haline bakıp “ Bir gün bizler de bu hale düşermiyiz!” diye acılar içinde kıvranmaya başladım. 1919 yılını anımsadım. Cumhuriyet’in devrimlerini, aydınlık içindeki ülkemi ve şimdilerde korkuyla yaşamaya çalışan insanlarımızın dertlerine çare olmaya çalıştım.

Şairin dediği gibi “Ateşi ve ihaneti“ gördüm.

Bu “Dev memeli“ ülkemin helal sütünden beslenmiş evlatlarının yüreklerini hissettim. Sonra korkum dağıldı. Ak bir güvercin kondu yükseklere. Ortalık ışıdı. İnsanlar çoğaldı.

Ankara öyle bir aydınlandı ki!..

 

  

 

2 Yorum

  1. Yalçın Coşkun

    11 Mayıs 2016 at 20:09

    Eline,diline Kalemine sağlık. Çok güzel edebi metin olmuş.Doğrusu etkilendim.

  2. Hüseyin Mıcık

    11 Mayıs 2016 at 20:30

    Kalemine yüreğine sağlık öyle daldım gittimki sanki manahosun tepesindeki çanın sesini duyar gibi oldum

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir