ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
28 Haziran 2016 Salı, 11:40
GÜRSEL YILDIRIM
GÜRSEL YILDIRIM yildirim.gursel@gmail.com Tüm Yazılar

YAR BANA EĞLENCE

Teknoloji ve siyaset günlük yaşamımıza aşırı derecede girince önce beraber olmayı, sonra da günlük eğlence hayatımızı terk ettik. Ne komşuluk ilişkileri kaldı, de dostluk. Buna bağlı olarak ta geçmişle bağlantılarımızı neredeyse kestik. Onun için yaşlılarımız “Ah eski ramazanlar” deyip teselli bulmaya çalışıyor.

Birkaç akşam evvel bazı dostlarla bir araya geldik. Çaylar içilirken alışılageldik sohbet başladı. Siyaset ilk konumuzdu. Bitince, futbola atladık. Ne Fatih kaldı elimizde, ne de Arda!.. O da bitince kimilerinin ”gıybet” dediği dedikoduya giriş yaptık. Kimilerinin “ Dedikodu gönül yelpazesidir “ tesellisine uyarak çekmedik bacak bırakmadık.

Ama ne yazık ki söz tükendi.

Elbette hiçbir artısı olmayan konuşmaların havada su dövmek kadar etkisi olmaz. Uçup gider. Hani ne demişler, “Söz uçar, yazı kalır”.

Eski Ramazan gecelerinde sözün yanı sıra eğlence de vardı. O eğlencelerde günlük yaşamımızın özellikli yanları ele alınır, gerektiğinde pandomim gösterileriyle ortaya konurdu. Bağlama ve varsa kemençe çalınır, türkülere iştirak edinilir, bazen atışmalarda bulunulur; bir dahaki sefere sanat müziği ziyafeti çekilmeye çalışılırdı. Sıra “Yassuluk” dediğimiz yemeğe gelince keyiflere doyum olmazdı.

O akşamki konuklara şöyle dedim: “Bu kez gecemiz böyle geçti. Ama gelecek toplantımıza herkes en az bir şiirle gelecek ve kendisi okuyacak “. Mızmız edenler olsa bile kabul edildi. Bakalım göreceğiz.

Sonra devam ettim. “Bu akşam fıkralarla işe başlayacağız. “

Önce ben başladım. Fıkram şöyle:

“Mahallenin yoksul kadını her akşam fakirhanesinin penceresine çıkar, ellerini açar, “Sana şükürler olsun ya Rabbi!“ diye seslenirmiş. Bunu duyan varsıl komşusu da pencereye çıkar, “Tanrı yoktur!“ diye bağırırmış. Bu durum günlerce devam etmiş. Kadın “Şükürler olsun“ dedikçe, öbürü “Tanrı yoktur“ diye daha hiddetli bağırıyormuş.

Gel zaman git zaman derken kadın iyice geçinemez, karnını doyuramaz hale düşmüş. Bu kez pencereye çıkıp Tanrı’sına seslenirken yiyecek istemeye de başlamış.

Derken bir sabah kapısını açınca ne görsün; Kapının önü torbalar dolu yiyecek!.. Ellerini açmış, “Sana şükürler olsun Tanrım” diye hoş bir nidayla bağırmış. Karşı komşunun duvarından bir ses gelmiş; “Tanrı diye bir şey yok. Onları sana ben gönderdim!“.

Yaşlı kadın duvarın üstündeki komşusuna bakmış ve gülümsemiş. Ellerini açmış, “Sana şükürler olsun ya Rabbim. Sadece dualarımı kabul ederek yiyecek göndermekle kalmadın, bir de parasını şeytana ödettin!“.

Ramazan günlerinde sokaklarda, meydanlarda kurulan sofraların parasını kimler ödüyor, diye hep merak ederdim.

Acaba!

Gülüştük. Başka fıkralarla devam ettik. Elbette fıkraların biraz iğneleme tadı vardır. Ama iğneleyen kadar iğnelenen de bu tadı bulursa dostluğa doyum olmaz doğrusu. Belki nasip olursa, başka bir fıkrayla da gelecek Ramazan’da buluşuruz.

Bütün insanlara dostça, sağlık içinde ve niyetlerinin kabulüyle ramazanlar ve Şeker Bayramı dilerim.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir