ordu-logo
Son Dakika
23 Ocak 2017 Pazartesi
19 Haziran 2015 Cuma, 10:54
AYŞE ÜNAL
AYŞE ÜNAL ayseunal@hotmail.com Tüm Yazılar

YAŞANILABİLECEK SAKİN BİR  KENT Mİ  BÜYÜK  KENT Mİ?

Ordu’nun büyük kent olmasından sonraki bir yazımda, çoğunluğun aksine bu karara sevinmediğimi belirtmiştim. Nüfusu fazla olmayan, doğallığının bozulmamış oluşuyla tanınan kentimiz,  başına “ büyük” sıfatı eklenmesine gerek olmayan,  Karadeniz kıyısındaki nefes alınabilecek ender yerleşimlerdendi.

Tanıtım broşürlerinde yeşil, mavi renkler ve oksijen rumuzuyla sembolize edilen kentimiz şimdi toz-toprak içinde. Büyük kent olduktan sonra değişenler ve değişecek olanlar kimleri sevindiriyor şimdi merak ediyorum. (Altın Ordu) Kent merkezinde çok az kalabilmiş kumsallar ve çimlerle kaplı doğal yürüyüş yolları betonla kaplandığında, yemyeşil dağlarımız, tepelerimiz zirvelerine kadar blok apartmanlarla doldurulduğunda mutlu olacak olanlar kimlerdir.

Bir zamanlar kıyı bandındaki çamlardan bir kısmının sökülüp yerine palmiyeler dikilmesi çoğumuzu rahatsız etmiş, engel olmak için kampanyalar başlatmıştık. Ama yine de kuşların bile ağaç gözüyle bakmayıp yuva yapmadıkları,  gölgeliği olmayan birkaç palmiye o güzelim çamların arasına sıkıştırılmıştı. Orada çıplak, kurak görünümlü bir boşluk oluşmuştu,  yürüyüş yolunu her adımladığımızda rahatsız olduğumuz.

Şimdilerdeyse,  hemşehrilerine duydukları büyük bir sorumluluk bilinciyle yıllar öncesinden kenti yönetenlerce peyzajı özenle yapılan yeşil kıyı bandı bozuluyor.  Betonu çok, yeşilliği ve doğallığı az bir kıyı bandıyla değiştiriliyor.  Büyük kent olmanın gereğiymiş. Öyle diyorlar. Kimler, nasıl böyle bir uygulamaya onay verebilir, nefes alabileceğimiz doğallıkları görmezden gelebilir, anlamak güç.  Yeni kıyı düzenlemesini tanıtan kocaman levha bile o güzelim kıyımızı bozuyor, farkında değiller.

Hep yazdım, “kenti güzelleştireceğiz” söylemiyle beton tarlaları oluşturulacaksa, kentin özelliği olmayan yerlerini güzelleştirsinler bir zahmet. Zaten özel ve güzel olan yerlerine dokunmasınlar. Çağdaş kent olmanın , -hadi diyelim- büyük kent olmanın ölçüsü kent merkezine yapılan oteller,  alış veriş merkezleri,  yeşili az betonu çok parklar, doğal kıyı çizgisinin, kumsalların yok edilmesi değildir. Büyük kentin büyük binaları,  kentin soluklanılan alanlarını kapatmamalıdır.  Nerede o duyarlı halkımız? Kıyıdaki yolu genişletmek istemeyen, yetişkin ağaçların kesilmesine, değiştirilmesine izin vermeyen,  teleferiğin ayaklarının tarihi ve doğal dokuya zarar verdiğini ileri sürüp yasal yollara başvuran…

Başına büyük eklenen kentimizi yönetenler,  anne- babalar, aydın insanlarımız! bu kentte bizler, çocuklarımız, torunlarımız yaşıyor, yaşayacaklar. Çocuklar, kıyıya yapılan lokantaların, alışveriş merkezlerinin, otellerin dört köşeli mekanlarına hapsedilip, plastik yığınlarıyla baş başa bırakılmamalı,- köylere gitmeden de -ayaklarını kumsala, toprağa, çimlere değdirmeli, yetişkin ağaçların gölgeliklerinde oynayabilmelidir.

Büyük kent kararı çıkınca en büyük korkum özel ve güzel kentimizin bir gün şantiye alanına dönüşmesiydi. Ordu büyük kent olmalı diyenler, yüzde yüzün üzerinde artan vergilerle,  yüzde yüzün üzerinde artacak inşaatlarla varsın keyfini çıkarsınlar.  Benim için yaşanılacak, sakin bir kent değil artık.

 

 

 

 

Yorum

  1. yziyaince@hotmail.com

    24 Ağustos 2015 at 00:48

    Sayın Ayşe Ünal’ın düşüncelerine ve fikirlerine aynen katılıyorum

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir