ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
29 Haziran 2016 Çarşamba, 10:44
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

Ülkemizin son yarım yüzyılda yetiştirdiği en  büyük ve en  değerli   ilahiyat profesörlerden biri olan Yaşar Nuri Öztürk Hocamız,  geçtiğimiz Çarşamba günü Hakkın rahmetine kavuştu. Cuma günü Üsküdar Şakirin Camiinde Cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Kanlıca Mezarlığında defnedilen Hocamızın cenazesine çok sayıda sevenleri katıldı. Ancak ne yazık ki, birkaç dile çevrilmiş elli kitabı olan böyle değerli bir bilim adamının cenaze törenine katılanlar arasında iktidar kanadından göze çarpan tek kişi dahi yoktu.

Olması da pek beklemiyordu zaten… Çünkü Yaşar Nuri Hoca rahmetli, Mehmet Akif Ersoy’un, “dinsiz ilim, ilimsiz din olmaz” sözlerine kendisine ilke edinmiş bir din adamıydı. Bu yüzden olacak, onun  tek rehberi Kuran’dı…

Arapça’yı  ana dili gibi konuşan Yaşar Nuri Hocamız, Kuran’ı en gerçekçi bir biçimde tefsir eden biriydi de… Öyle olunca da bugüne kadar doğru bildiğimiz birçok yanlış da gün yüzüne  çıkıyordu. Ne var ki bu da çok kişiyi rahatsız etmekteydi… Halkın dini duygularını istismar etmeyi kendine yöntem olarak seçmiş siyasetçilerle yanmayan kefen pazarlayacak kadar dini ticarete alet eden uyanıklar,  Yaşar Nuri Hocayı bu yüzden sevmezlerdi…

Bu yüzden olacak Cuma günkü cenaze törenine katılanlar arasında bunlardan kimse yoktu..

Oysa birkaç dile çevrilmiş  50 kitabı bulunan, dünyaca ünlü bu bilim adamı ülkemiz için bir gurur kaynağıydı. Siyasi görüşleri her ne kadar  uyuşmasa da  devletimizi temsil edenlerin böyle değerli bir şahsiyetin   ailesine, en azından bir   taziye dileğinde olsun  bulunmalarını beklerdik.

Bu yılın başında Kabe’de vefat eden, vefat nedeni hakkında yakışıksız iddiaların ileri sürüldüğü  yandaş bir gazetecinin salını taşıyanlar, Yaşar Nuri Öztürk gibi dünyaca ünlü din   bir aliminin vefatını hiç umursamamış olmaları düşündürücü bir tezat değil midir?

***********

Son günlerde soysal medya tartışılan bir konu var. Yenimahalle’de taşıtların girmediği İsmetpaşa Caddesine Yeni Fidangör denilmesini bazıları haklı olarak yadırgamaktalar.

Her kentte  belirli mevki ya da mahaller, işlev, konum ya da ön plana çıkan diğer durumlarına  göre halk tarafından anonim olarak belirlenmiş isimlerle anılırlar. Ordu kent merkezinde de Köprübaşı, Takıl,  Kömür pazarı, Tabyabaşı Hastane Sapağı, Kabana, Borsa,  Daşana, Çakır çeşme, Balıktaşı gibi yerleri buna örnek gösterebiliriz.

Birine, telefonla  nerede olduğunu sorduğunuzda; Köprübaşındayım,  Takıl’dayım der ya da bu yerlerden birinde olduğunu söylerse,  yerini kestirmeden kolayca öğrenmiş olursunuz da.

Kentimizdeki  bu gibi yerlerden biri de Fidangor’dur. Ancak zamanla, Fidangör olmuştur. Eski Millet Sineması ve yakın civarını kapsayan bu mahalde Cumhuriyet öncesi Fidangor adlı bir Rumun fırını varmış… O nedenle burayı kent halkı Fidangor diye anarmış. Sizin anlayacağınız Fidangör adı da oradan gelmekteymişl

Kısaca,  cadde ya da sokak adı falan olmayıp kapsadığı alan en fazla,  şimdiki Başak Pastanesi ile eski Vali  Konağına  kadar olan  dar  bir   mahallin adıdır, Fidangör…

Diyeceğim; kentimizin mimari kimliği rant uğruna bozulduğu kadar bozulmuş zaten. Hiç değilse belli yerlerinin isimleriyle  oynamayalım. Yoksa gelecek kuşaklar, kentin tarihinde yaşanmış olayların geçtiği yerleri anlamakta zorlanacaklardır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort