ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
23 Temmuz 2016 Cumartesi, 09:00
YAVUZ KALYONCU
YAVUZ KALYONCU yavuzkalyoncu@hotmail.com Tüm Yazılar

Yayla Göçleri…

Daha 10 – 15 sene öncesine kadar, heyecanla her yıl düzenli olarak yapılan yüzlerce ailenin katıldığı küçük ve büyük baş hayvanlarıyla, yüklü atları, uzun kuyruklar oluşturan, koyun sürülerinin önünde arkasında yürüyen çobanların yanında ’ki iri çoban köpekleriyle, çan ve kelek sesleri arasında yapılan, Türkler için bir gelenek olan, yayla göçleri ’de artık nostalji oldu.
Ordu’nun tarihinde önemli olan Çambaşı yaylasında yazları oluşan nüfus artışı sonunda vilayet yetkililerinin de Çambaşı’na gelip oradan, Ordu’yu yönettiği, öyle ki okulların Türkiye genelinde yayla göç tarihlerine göre yapıldığı, yazılı kayıtlarda anlatılırken, günümüzde hükümetlerin yanlış hayvancılık politikaları, hayvancılığın gerekli desteği görmemesi, yaylacılık yapan insanların tapulu arazilerinin mera kanunlarıyla yok hükmünde sayılarak mağdur edilmeleri, ve ülkedeki terör tehdidi ile, yaylacılık bitme aşamasına getirdi.
Türklerin Orta Asya’daki yaşayışları incelendiğinde, Konar Göçer bir hayat tarzını seçtikleri görülür. Orta Asya da yaşanılan yıllarda. Kışın soğukların daha az olduğu 1000 Rakımlı yerlerde yaşayıp, buralara KIŞLAK adını vermişler, Yazında havaların ısınmasıyla sıcaklardan daha az etkilenen 2000 Rakımlı yüksek yerlere çıkmışlar buralara da yazın kullanılan YAYLAK adını vermişler.

 

 

 

 

göç 3
Yayla Göçleri Orta Asya dan dan Anadolu ya Binlerce yıldır Türklerin uyguladığı bir gelenek. Türkler Orta Asya da konargöçer kabileler halinde yaşadıkları yıllarda, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaparlarmış. Atasözü olarak günümüze kadar gelen, ‘Buğdayla Koyun, gerisi oyun ‘’ sözü her şeyi anlatmaktadır. Koyun ve keçi sürüleri ve bunlara bekçilik yapan iri çoban köpekleri ile kışın Kışlaklara, yazın da 2000 rakımlı yaylaklara çıkarlarmış. Koyunların havaların ısınmasıyla yağlı ve yünle kaplı derileriyle bunalıp otlaklarda yayılamadıklarını gördüklerinde, hem kendilerinin hem de koyunlarının rahatlığı için Yaylaklara göç etmeye başlamışlar. Bu alışkanlık yüzlerce yıldır uygulanagelerek gelenek halini almış.
Türklerin Anadolu ya gelmeleri ’de bu geleneğin bir sonucudur. Oğuzların bilinen 24 Boyundan biri olan Kınık Boyu ileri gelenleri, yeni yaylak ve kışlak ararlarken; Selçukluların kurucusu Tuğrul beyin kardeşi Çağrı Bey 1018’de Anadolu topraklarını keşfeder. Dönüp bu toprakları Tuğrul Beye anlatır. ’Bizim Sürülerimiz ve Halkımız için en ideal topraklar Anadolu Coğrafyasıdır’ ’Der. Beyler toplanır görüşler alınır ve Karar verilir ve göç başlar. 1048’de Erzurum Hasan Kale’de Pasinler bölgesinde Bizanslılarla savaşırlar. Bizanslıları yenerler. Türk Boyları akın akın Anadolu’ya girmeye başlarlar. Daha sonrada Büyük komutan Anadolu Fatihi Alparslan’ın1071.Malazgirt Zaferi le bu coğrafya Türklere Vatan olur.

alp

Eskinin yayla göçleri
Yayla göçlerini ikiye ayırmak gerekir eskinin ve yeninin yayla göçleri. Orta Asya’danAnadolu’ya binlerce yıllık bir gelenek olan yayla göçleri, öncesi insanımızda bir heyecan başlar. Bayram havası içinde, Günlerce öncesi hazırlıklar yapılır. Eskiden daha farklı olan bu göçler sırasında kadın ve erkeklere ayrı görevler düşerdi. Kadınlar yol boyunca beslenme ihtiyaçları için ihtiyaç duyulan yollukları hazırlarlar, Börekler, tatlılar, kurabiyeler, haşlanmış yumurtalar yemesi kolay dürüm, gözleme gibi yiyecekler, molalarda yemesi kolay, hazmı kolay yiyecek ve içeceklerle yolluklar hazırlayıp bohçalarlar atlara yüklerlerdi.

börek

Yufka açan kadınlar.
Erkekler aralarında görev bölümü yaparlar birileri, atların nallarını yenilemek için nalbantlarda sıra bekleyip kayar nalları yenilerlerken, diğerleri koyunlara çan ve ziller takıp, diğer sürü sahiplerinin koyunlarına karışmamaları için farklı yerlerine işaret aşı boyalar sürerlerdi. Bu boyalar koyunların bazen kâküllerine sürülürken kimileri, omuz başlarına kimi kuyruk üstlerine kimileri bel bölgelerine boya sürerdi. Büyük baş hayvanlara ’damaşallah denilen nazarlıklar, mavi boncuklu gerdanlıklar, boyunlarına uzaktan duyulabilecek sesler çıkartan büyük kelekler. Kafalarınada renkli boncuklarla işli yularlar takılırdı. Yola sıcaklardan kaçmanın serin yaylaklara gitmenin heyecanı ile hava iyiliğinde çoluk çocuk mutlu olarak, bayram havası içinde çıkılırdı.

göç 1

Trabzon, Rize yöresinde hayvanlara takılan süslü yularlarla yayla göçü.

göç 4göç 5

Binek atları gümüş takımlarla süslenir, yük atlarına yatak yorgan ve yaylada kullanılacak her tür malzemeler, yolluklar itinayla yüklenirdi. Aile büyükleri binilmesi en rahat olan Çerkezeyerli daha uysal atlara bindirilirken, küçük çocuk ve yeni doğan kuzular ’da yanlarında ahşap sandıkların yapılıp asıldığı uysal yük atlarına bindirilirdi. Yeni doğum yapmış kadınlara ve yaşlılara öncelik tanınır. Özel olarak hazırlanmış atlara bindirilirdi. Anneler

Untitled-1

rahvan (1)

Gümüş Eyerli Rahvan atlarda zamanın Beyleri.
Uzun kuyruklar halinde yolu kaplayan kervan halinde ilerleyen yayla göçlerinde rahvan atlara binen gençler sürünün bir önüne bir arkasına geçerek kervana hâkim olurken, aksayan kısımlara müdahale edip sürünün düzgün ilerlemesini sağlarlardı. Beş altı saat aralıklarla, geniş otlaklarda molalar verip, ihtiyaçlarını giderip tekrar yola devam eden kervan sahipleri bazen gidecekleri yerin uzaklığına göre üç dört gün yollarda kalırlardı.

göç 6

Mesudiyede bir yayla göçü.
Eskiden yol kenarlarında sürü sahibi yaylacıların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için yerleşim yerleri vardı. Ordunun Bakacak, Yol aydını, Yokuşdibi ve Turnalıkyerleşimleri’de böyle yerlerdi. Buralarda yaylacılar için lazım olan her şey olurdu. Yol boyunca molalarda bitirilen yolluklara ilave olarak, Yiyecek ihtiyaçları için, Ahşap yayıklarda yayılan taze ayrandan, tereyağı ile taze kızartılan su böreklerine gözlemelere, ekmek arası turşulara kadar her şey bulunurdu. Camilerde abdest tazeleyip namaz kılan aile büyüklerinin isteğine göre kararlaştırılan yola devam veya konaklama için, han sahipleri ile pazarlıklar yapılır. Duruma göre hanlara yerleşilirdi. Yokuşdibinde, Okunuşlarına göre irili ufaklı hanlar vardı. Bunlar: Biyoon Hanı, Gargoon Hanı, Sivişoon Hanı, Tıkıloon Hanı, Rızvanın Hanı, Deli Musoon Hanı, Gürcünün Hanı diye adlandırılırdı. Eskilerin dediğine göre yayla göçleri sırasında Yokuşdibi yerleşiminde, at ve çoban köpeği bağlamak için kalabalıktan, kazık bile bulunmazmış. Sürü sahipleri konaklama sırasında köpekler birbirleriyle dalaşmasın, atlar başlarına buyruk gitmesin diye köpekleri ve atlarını beraber bir yerlere bağlarlarmış.
Hanlar rüzgârlı yağmurlu sert havalarda tercih edilirdi. Yayla göçü yapan insanlar gece konaklamaları için hazırlıklı yola çıkarlardı. Eskinin şartlarına göre hazırlanmış kolay kurulabilen karşılıklı ağaç direklerle at sırtlarına yüklenip getirilen çatal çubukların üzerine atılan örtülerden oluşan çadırlar acil durumlarda anında kurulur konaklama yapılırdı.

yol kenarı

Yaylacı için ağaç arasına çekilen bir naylon örtü altında ateş yakıp, birkaç saatlik uyku yeterlidir.

gööç 7

Molada bir araya toplanan sırtlarından boyalı koyunlar.
Bazen seçilen yaylakların uzaklığına göre beş altı gün süren yayla göçü sonunda, gelinen yeni topraklara ulaşmanın mutluluğu, bütün yorgunlukları unutturur. Bu seferde yerleşme telaşı başlar. Taştan yapılma yaya evinde kadınların başladığı temizlik harekâtına erkekler su taşıyarak yardım ederler, hayvanlar kırda özgürce çobanların ve iri koyun köpeklerinin denetiminde yayılmaya başlarlar. Kısa zamanda her şey yoluna girer. İlk gece uykusu alındıktan sonra sabah erken herkesin ayni anda kalkması hayret vericidir.
Yüzlerce kilometrelik zorlu göç sona ermiş yüzler gülmüştür.
Yaylacıların göç için belli tarihleri olmasının yanında tabiatta yol gösterici, çiğdem çiçekleri vardır. Hiç değişmeden dünyanın yaratılışından bu güne şaşırmadan açıp rehberlik yapan, çiğdem çiçekleri.Sarı ve mor açarsa havalar ısınacak, yaylaya çıkma zamanıdır. VARGEL’ler açtı denir halk arasında. Ekim ortalarında da Ayni çiğdem çiçekleri pembe ve leylak renginde açarlar. Bu sefer VARGİT’ler açtı denir. Döngeride denir halk arasında dönme zamanının geldi, kış bastıracak tedbirinizi alın anlamındadır.
Yüksek rakımda sağlıklı ve temiz hava olduğu doğrudur. Temiz hava bol oksijen demek değildir. Azalan Basınçla birlikte oksijende azalır. Rakım yükseldikçe azalan dört şey vardır insanı ilgilendiren. Basınç, Oksijen, bitki örtüsüve nemdir.Yaylaya göçle gelen insan yürüyerek, alışa alışa geldiği için havaya çabuk adapte olur. Araçla gelenler çabuk uyum sağlayamadıkları için rahat nefes alamama sorunu ile karşılaşırlar. Kısa sürede bu sorunu vücut halleder. Kanda, hücrelere oksijen taşıyan alyuvar sayısını hızla çoğaltarak, kısa sürede nefes alma normale dönüşür iki üç hafta yaylada kalan insanın alyuvar sayısı iyice arttığı için doping almış gibi olur yanakları kanlanır. Turbo motor takmış gibi olur. Spor kafilelerinin kampları yüksek rakımlarda yapmasındaki amaç bu yüzdendir.

göç 5

Binlerce yıldır yapılagelen yayla göçler ininde artık tadı kalmadı. Yayla göçlerinin güzelliği eskidendi. Ulaşım araçlarının olmadığı, ulaşımın atlarla, eşeklerle, katırlarla yapıldığı esi yıllar. Şimdi, büyük sürülerin yerini küçük parça sürüler alırken, yaylacılık yapan aile sayısı iyice azaldı.
Artık koyunculuk son günlerini yaşıyor, Eskinin gök gürültüsü gibi sesleri ile havlayan koyun köpeklerimiz yok. Yaylaları doyumsuz nameleri kavalları ile şenlendiren kaval çalan çobanlarımız yok. Koyun sağımı yapan kimse kalmadığı için, gerçek koyun derisine basılan peynirlerimiz, tulum peynirlerimiz yok. Yaylalarda kapılarda pişirilen değirmenlerde çekilmiş unlarla yapılan ekmekler yapılmıyor. Çocuklarımız tavukla horozu, aygırla kısrağı, inekle tosunu ayırt edemez, tanımaz hale geldiler.Şimdi az sayıda yaylacılık yapan insanlarda kamyonlara yükledikleri göç ve hayvanları ile yaylaya gidiyorlar. Hafta sonları piknik amaçlı gezi yapıyorlar. O geleneksel, görsel zenginliklerle dolu, yayla göçleri artık birçok şey gibi yok oldu.

Untitled-2Geleneklerimizi kültür değerlerimizi yok eder, nerelerden gelip nasıl millet olduğumuzu unutursak yok olur. Alparslan’ın, Fatih’in, Yavuz’un, Atatürk’ün Vatan olarak bizlere bıraktığı şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklardan silinip gideriz. Geçmişimize, geleneklerimize, kültür değerlerimize sahip çıkmalıyız.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort