ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
06 Ağustos 2016 Cumartesi, 08:13
SEVİNÇ E. KAMBER
SEVİNÇ E. KAMBER kambersevinc@hotmail.com Tüm Yazılar

Yüreği yüzü yansıtabilmek

“Bazı şeyler yürekle sezilir. Bırak yüreğin konuşsun; yüzleri sorguya çek, dilleri dinleme.” Umberto Eco / Gülün Adı

Büyük usta ne güzel özetlemiş. 25 yıl öncesinden okuduğum işte bu benim hayata bakışımdakileri bir romanda kurgularla bu kadar güzel aktarılır demiştim. Bir yazarın okuyucuya bu duyguyu hissettirmesi, yazar için dudağında uçuk bir gülümseme ile sevimli birazda hınzırca göz kırparak karşılık vermesindeki kazançtır.
Aslında insanoğlu sezgilerini yüreğiyle dinleyip, karşınızdakinin jest ve mimikleriyle dışavurumdaki yansıma ile sözcüklerle dile getirmede çelişki mi benzeşme mi bu doğrultuda düşünürse çok çabuk kavraya bilir.
İnsanlara güvenmek istersiniz. Ama söylemleriyle icraatı arasında çelişkilere düşersiniz. Çünkü düşünceleri senin düşüncelerinle bütün oluşturmuş gibi gösterip kendi beyninde oluşturduğu eylemi sana doğru olarak kabul ettirmekten geçer. Yanılgı insan hayatının bir parçasıdır. Ben bunu hissetmiştim ama böyle olmadığına çok güzel ikna oldum ve ikna ettim demesinin geri dönüşümüdür. Bazen insanların size karşı hata yapmalarına fırsat verin. İnanın size geri dönüşümdeki egonun sözcükleri süslemesindeki olağanüstü bir büyüye kapılıp bunun doğal bir getiri olduğunu sanırsınız. Aslında bu kişilerin kendi beynindekini eylemi sözcüklerle size yutturmasından başka bir şey değildir.
Mimar Sinan, bir gün, dostlarından ve devrinin şair ve ediplerinden Mustafa Saî Çelebi’ye gelerek, “Çok kocadım. İsterim ki, öldükten sonra adım unutulmasın. Hizmetlerim anılıp hayırla anılayım. Anlatacağım hatıralarımı nazım ve nesir diliyle yazar mısın?” der. Bunun üzerine Çelebi, Mimar Sinan’ın anlattıklarını yazmaya başlar. Mimar Sinan, Süleymaniye Cami’nde, birçok sorunu olduğu gibi, akustik sorununu da mükemmel bir biçimde halletmiştir. Bu konuda yine rivayete dayanan hoş bir hikâye var: Cami inşa edilirken, Sinan’ın mihrapta nargile içtiği söylentisi yayılır. Söylenti padişaha kadar ulaşır. Kanunî, bu söylenenlere inanmak istemese de bir gün ansızın inşaata baskın yapar. Bakar ki, Sinan gerçekten mihrapta nargile tokurdatıyor. “Mimarbaşı, camide nargile içilir mi, sen bu işi yapmazdın, nedir bunun hikmeti” diye sorar. Sinan şöyle cevap verir: “Sultanım, dikkat edin nargilemde tömbeki, tütün yoktur. Sadece suyun fokurdamasından meydana gelen sesin cami içerisinde dağılımını kontrol ediyorum. Buradaki suyun sesi caminin her tarafına eşit yayılırsa, yarın burada Kuran okuyacak olan hocanın sesi de 60-70 metreye kadar toplanan cemaat tarafından duyulacaktır” der.
Aslında kimse kimseyi kandıramaz. Kimimiz inanmak istediğimize inanırız. Kimimizde bunu yaşayıp zamana bırakıp önümüze geldiğinde ayrıştırırız.
Kimse aptal değildir, sadece yürekleriyle, beyinlerine hesap veriyor ve bundan içleri rahatsa ne mutlu size. Maalesef insanoğlu kendince sorgulayıp kendince kendini doğru çıkarma peşindedir çıkarırken de sözcükler yüzlerle farklılaşır.
Yüreğinizin yüzünüze yansıyıp, dilinizde hayat bulması insanlık gerektirir. Üç noktaya neleri sığdırabilirsiniz bir düşünün?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort