ordu-logo
Son Dakika
09 Aralık 2016 Cuma
Layout 1Layout 1
17 Kasım 2016 Perşembe, 11:48
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

ZAMANIN DIŞINDAKİ İNSANLAR…

Zamana, kurala, düzene uyamayan insanlar vardır. Bir nevi zamanın dışında doğmuş, hiçbir yere sığmayan, hiçbir şeye ait olmayan, baskılarda ezilmeyen, zor günlerde ruhlarını insanlıklarını yitirmeyen. Kafalarında bir şeyleri aşmış, bir takım olayları neden-sonuç ilişkisine bağlamış. Bazen çevrelerinde yaşanan olayları anlamlandırmada güçlük çeken, kendisi gibi iki kulaklı, iki gözlü, iki ayaklı… Yaratıklarla anlaşamadığını hisseden. Geyiğe sarmak isteyen ama geyiğe sarmayı bile acaba? Neden? Nerede? Kim? gibi soru yağmuruna tutan. Eylül’de, Kasım’da Ocak’ta, Mart’ta da aynı döngüleri yaşayan. Aylardan Kasım olabilir. Eylül’de olmuştu.
Aylara şiirler, şarkılar, umutlar yazmıştık. “Eylül’de Gel”, “Kasım’da Aşk Başkadır” gibi umut yüklü söylemler yüklemiştik aylara. Hiçbir şeyden haberleri yokken. Sanırım ağaçların solgun, yaprakların sararmış olması insanlara kendilerini bekleyen kaçınılmaz sonu hatırlattığından bu telaş, bu beklenti… Bu mantıksal harmanlamanın arkasından yine mantık yüklü sorgulama ve “bam telinden” bir vuruş. Ağaçların solgunluğu, yapraklarını dökmesi, sararması yine yeniden bir bahar günü daha güzel, daha güçlü doğacağını bildiği için. Peki ya insanların solgunlaşması, insanların sonbaharı…
Yaşamın içinde kör bir noktada durmuş bekliyoruz. Karanlığın gizemine mi kurban gideceğiz? Karanlığın içinde bir dehşet mi? yaşayacağız belli değil. Belki rüzgârın yönüne, su sesine, ay ışığına yürüyenler gizem ve dehşet gecelerindeki karanlığı yaşamayacaklar. Belki karanlıkta öylesine dikilenler karanlıktan mutsuz, umutsuz değiller. Korku, endişe hissetmiyorlar. Bir nevi zamanın dışında doğmuş insanlar diye bahsettiğim insanlar, zamana ait olmayanlar, ruhlarını kaybetmeyenler, düşüncelerini satmayanlar yine karanlıklarda öylesine dikilmeyi ret edip özgürlüklerinin peşinde koşacaklar.
Özgürlükten daha güzel hiçbir şeyin olmayacağını ancak O’nun tadını alanlar bilir. Hep anlatılan bir ders ile devam edersem “Bir varmış bir yokmuş.bir ormanda bir kurt yaşarmış. Hiçbir yemek bulamazmış bu yüzden hep aç kalırmış.bir gün kendi kendine: _Bir dolaşayım,belki bir şeyler bulurum.Demiş. Bir evin önüne gelmiş. Evin önünde bir köpek varmış. Köpeğe: _Köpek kardeş, burada yenilecek bir şeyler var mı? Demiş. Köpek: _Eğer benimle birlikte yaşarsan her gün yemek yersin.Hem benim bir sahibim var bana her gün yemek verir benle oyun oynar. Köpeğin boynunda yara izi varmış kurt sormuş: _Köpek kardeş boynun neden yara olmuş? _Sahibim beni tasma ile bağlar, bu iz onun izi. Peki sen karar verdin mi benle burada kalır mısın? Kurt: _Köpek kardeş ben açlıktan ölsem bile özgürlüğümü hiç bir şeye değişmem!!!!!…”
Aylara, günlere, yıllara yüklediğimiz sorumluluk aslında tamamen bizim irademiz. Tercih bizim. Ya karanlıkta öylesine bekleriz, ya da su sesine, ay ışığına, yıldızlara yürürüz. Yaprak dökümlerimiz ağaçlar gibi olur. Yine, yeniden, ilkbaharda yeşermek, yaprak açmak umuduyla özgür gökyüzüne ulaşmak ümidiyle. Akıl, mantık, güvenlik ama ille de ÖZGÜRLÜK, İLLE DE ÖZGÜRLÜK.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım paykasa
gaziantep escort porno izle bursa escort bursa escort izmir escort Bursa Escort Samsun Escort mersinliescortt istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle